Makale "Lebib Yalkın mevzuat dergisi"'nden alınmıştır.


KENTSEL DÖNÜŞÜMDE VERGİ UYGULAMALARI

Mustafa Kutay VARDAR
Vergi Müfettiş Yardımcısı


Özet

Makalemizde, ülkemizde oldukça popülerleşen ve hız kazanan "Kentsel Dönüşüm" müessesesinin arkasında yer alan başta 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun ile yapılan vergi düzenlemeleri ve teşvikleri incelenmiş, mülk sahiplerinin vergisel hakları ve yararlanabilecekleri mali avantajlar açıklanmıştır.

Anahtar Kelimeler: Kentsel dönüşüm, KDV, kentsel dönüşümde vergi, değer artış kazancı.

Giriş

Son yıllarda oldukça artış gösteren ve inşaat sektöründe hızlı bir ivmelenmeye yol açan kentsel dönüşüm, hiç şüphesiz ki başta müteahhitler olmak üzere gerek ev sahipleri gerekse de yatırımcılar açısından oldukça popüler bir sektör haline geldi.

Uygulamada, eski evini yıktırıp yerine yepyeni ve çok daha değerli bir haldeki evini teslim alan ev sahipleri, diğer yanda da yeni bir bina inşa ederek ev sahiplerine evlerini teslim ettikten sonra fazladan inşa ettiği daireleri satan müteahhitler durumlarından oldukça memnun. İşin üçüncü ayağında da kentsel dönüşüme girecek evleri önceden satın alan ve ardından da epey yüksek fiyata satan yatırımcılar mevcut olup, çark, herkes için olumlu yönde dönmektedir.

Peki evlerini değerinden oldukça yüksek bir fiyat ile geri alan ev sahipleri açısından vergisel boyutta durum nasıl işlemektedir?

Sistemdeki işleyiş nasıl olmaktadır?

Makalemizde söz konusu işleyiş incelenmiş olup, mülk sahiplerinin hak ve yararlanabilecekleri teşviklere yer verilmeye çalışılmıştır.

1. Kentsel Dönüşüm

Bilindiği üzere, Türkiye, deprem kuşağında yer alan ülkelerden biri olmasından dolayı, tarih boyunca birçok depreme sahne olmuş ve 1976-Muradiye/VAN, 1999-İzmit/KOCAELİ, 1999-DÜZCE ve 2011-Tabanlı-VAN gibi Richter ölçeğinde 7'nin üzerinde çeşitli depremler geçirmiş ve oldukça büyük meblağlarda can ve mal kayıpları yaşamıştır.

Başta deprem olmak üzere bu ve bunun gibi yaşanılan tecrübeler, inşa edilen binaların sağlamlığını ve güvenilirliğini sorgulatmış, neticesinde de T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 16.05.2012 tarih ve 6306 sayılı "Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun" ihdas edilmiştir. İlgili Kanunun 1. maddesinde "Bu Kanunun amacı; afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenilemelere dair usul ve esasları belirlemektir." denilerek, kanunun amacının hem risk bölgelerindeki yapıların, hem de risk bölgesi dışındaki riskli yapıların iyileştirilmesi ve yenilenmesi olarak belirtilmiştir.

Riskli bölgelerin dışındaki binalarda yaşayan vatandaşların bu uygulamadan yararlanabilmeleri için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın lisanslı kuruluşlarına başvurarak "Deprem Risk Raporu" almaları gerekmektedir. Rapora göre alınan kabulün ardından binadaki herkes tapudaki hissesi oranında arsa hissedarı olmakta, -genel uygulamada- ardından da kat karşılığında daire teslimi şeklinde gerçekleştirilen bir anlaşma yapılarak müteahhit binayı yıkarak yenisini yapmakta ve artan daireler de müteahhite kalmaktadır. Bina sahipleri inşaatı kendileri yapma ya da müteahhite bedeli karşılığında yaptırma yollarını seçebilirler. Bina mülk sahipleri için kira yardımı tutarları 2017 yılı için en düşük 535 TL, en yüksek ise 860 TL olarak 18 ay boyunca ve geri ödemesiz şekilde belirlenmiştir.



2.Kentsel Dönüşümde Vergi Uygulamaları

2.1. Katma Değer Vergisi

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu' nun 1. maddesine göre; Türkiye'de yapılan; ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV'ye tabi olduğu amir hüküm ile belirtilmiştir. Mezkur Kanunun 28. maddesinde ise; KDV oranları belirlenmiş olup, KDV oranının %10 olduğu, ancak Bakanlar Kurulu'nun bunu dört katına kadar artırmaya ya da %1'e indirmeye yetkili olduğu belirtilmiştir.

Bakanlar Kurulu söz konusu kanun maddesindeki yetkisini 2007 ve 2012 yıllarında kullanmış olup ilgili oranlar konut satışları açısından aşağıda gösterilmiştir.

2007/13033 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı

- Kararın ekinde yer alan işlemlerdeki 1 sayılı listenin 11. sırasında yer alan düzenlemeye göre; net alanı 150 m2'ye kadar konut teslimleri %1 oranında KDV'ye tabidir.

2012/4116 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı

Bu düzenleme yapı ruhsatlarını 1 Ocak 2013'ten sonra alan konut inşaat projeleri için geçerli olmak üzere; 1 sayılı listenin 11. sırasında bulunan net alanı 150m2'ye kadar olan konutlardan; 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu kapsamında olan büyükşehirlerde (6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında rezerv yapı alanı ve riskli alan olarak belirlenen yerler ile riskli yapıların bulunduğu yerler hariç), lüks veya birinci sınıf olarak yapılan ve ruhsatın sonradan revize edilip inşaat kalitesinin yükseltilmesi hali de dahil olmak üzere, yapı ruhsatının alındığı tarihte, üzerine yapıldığı arsanın 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu'nun 29. maddesine istinaden tespit edilen arsa birim m2 vergi değeri;

- 500 TL ile 1.000 TL arasında olan konutların tesliminde % 8

- 1.000 TL ve üzeri olan konutların tesliminde ise %18

Vergi oranları uygulanır,

denilmiştir.

Düzenlemeden de anlaşılacağı gibi, ilgili şartlar, konutların; Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisinde yer alması, lüks veya birinci sınıf şeklinde yapılması ve yukarıda gösterilen arsa birim m2 vergi değerlerine göre belirlenmiştir. Bu düzenlemeyle beraber, Bakanlar Kurulu 2012 sayılı kararında farklılaştırmaya gitmiş, %1 olan konut teslimlerini kendi içerisinde farklılaştırmış, ancak 6306 sayılı Kanun'u kapsam dışında tutmuştur. Yani 6306 sayılı Kanun kapsamındaki riskli alan olarak belirlenen yerler ile riskli yapılara ait konutlara ilişkin olarak KDV oranı %1 olarak uygulanmaya devam edilecektir.

Tüm KDV düzenlemelerini göz önüne aldığımızda, konut teslimleri açısından uygulanmakta olan KDV oranları aşağıdaki diyagramda ayrıntılı şekilde gösterilmiştir.






6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamındaki yerler için, yukarıdaki düzenleme geçerli olmayıp, bu kanuna tabi olan ve 150m2'den küçük tüm konutlarda söz konusu şartları taşıyıp taşımadığına bakılmaksızın KDV oranı %1'dir.

Ayrıca, söz konusu düzenleme iş yerleri ile net alanı 150m2'den büyük konutlar için de geçerli olmayıp, bunlar için genel oran olan %18 uygulanmaya devam edilecektir.

Kentsel dönüşüm çerçevesinde (6306 Kanun Kapsamında); bina sahiplerinin izleyeceği 3 temel yol bulunmaktadır. Bunlar;

1- Bina sahipleri bir müteahhitle anlaşıp kat karşılığı inşaat yolunu seçerlerse; 150m2'den küçük konut teslimlerinde KDV oranı %1 olacak, 150 m2'den büyük konut teslimleri ile işyerleri teslimlerinde ise KDV oranı % 18 olarak uygulanacaktır (Bina sahiplerinin KDV mükellefi olmadığı varsayımıyla).

2- Bina sahipleri bir müteahhitle anlaşarak bedeli karşılığında yeni bir bina yaptırmaları halinde genel oranda KDV oranı uygulanacaktır.

3- Bina sahipleri binalarını kendi imkanları ile yaptırmak istemeleri halinde, ilgili işlem yine genel oranda KDV'ye tabi olacaktır.

Maliye idaresi tarafından konuya ilişkin çeşitli özelgeler verilmiştir. Örneğin, İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı'nın vermiş olduğu 04.03.2015 tarih ve 39044742-KDV. 28-348 sayılı özelgesinde; "şirketinizin 6306 sayılı Kanun kapsamındaki binanın yıkılıp yeniden yapılması için arsa sahipleri ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladığı, yapılacak inşaat işi ile ilgili olarak alt taşeronlara verilen işler nedeniyle düzenlenecek sözleşmelerin katma değer vergisinden istisna olup olmadığı, şirketin mülkiyetine geçen bağımsız bölümlerin satışında uygulanacak katma değer vergisi oranının sorulduğu .." denilmiş ve cevaben "Tapu Müdürlüğünce 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapı belirlemesi yapılmış olması halinde, söz konusu taşınmazların yıkılması sonrasında arsa sahipleri ile yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca inşa edilecek bağımsız bölümlerden net alanı 150 m2'ye kadar olan konutların arsa sahibine veya üçüncü şahıslara tesliminde arsa birim m2 vergi değerlerine ve Büyükşehir Belediyesi Kanunu kapsamındaki büyükşehirlerde bulunup bulunmadıklarına bakılmaksızın %1 oranında KDV uygulanacaktır." denilmiştir.

Yine T.C. Van Valiliği Defterdarlık Gelir Müdürlüğü tarafınca verilen 12.06.2015 tarih ve 60757842-KDV Matrahı-11 sayılı özelgede; "İlgide kayıtlı özelge talep formunuzda; şirketinizin kentsel dönüşüm uygulaması kapsamında 10 dairelik bir bina yapım sözleşmesi düzenlediği, sözleşmeye göre arsa sahiplerinin isteği doğrultusunda çizilen projeye göre bina inşa edilip hak sahiplerine teslim edileceği, arsa sahiplerinin 10 malikten oluştuğu ve her malikin ödemelerde kendi borcundan sorumlu olacağı, ayrıca yapılacak olan bu dairelerin net kullanım alanının 139 m2 olduğu belirtilerek, bu işleme uygulanacak katma değer vergisi (KDV) oranı ile KDV oranının %1 olması halinde KDV iadesi alınıp alınamayacağı '" denilmiş ve cevaben "6306 sayılı Kanun kapsamında olsa dahi bir binanın kat maliklerinden alınan bedel karşılığı yıkılıp yeniden inşası, konut teslimi değil inşaat taahhüt işi kapsamında değerlendirildiğinden, bu işlem nedeniyle düzenlenecek faturalarda genel oranda (%18) KDV hesaplanması gerekmektedir." denilmiştir.

Konuya ilişkin verilen 25.04.2014 tarih ve 39044742-KDV.28-1207 sayılı özelgede ise; '6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hk. Kanun kapsamında proje dahilinde inşaata başlanacağını, inşaat süresince yapacağınız malzeme alımlarında, taşeron firmalara ödeyeceğiniz hak ediş bedellerinin yüklenilen KDV sinde bu kanun kapsamında tam veya kısmi bir muafiyetliğin söz konusu olup olmadığı sorulmuş olup ilgili özelgede cevaben; Net alanı 150 m2 ve üzerinde olan konut teslimleri ile ticari alanların satışında ise %18 oranında KDV hesaplanacak olup taşınmazın 6306 sayılı Kanun kapsamında bulunması oran uygulamasını değiştirmeyecektir.

Öte yandan, inşaatınız süresince şirketinize yapılacak malzeme teslimlerinde ve taşeron firmalar tarafından kesilecek hak ediş faturalarında KDV Kanunu açısından tam veya kısmi istisna söz konusu olmayıp, bu malzeme ve hizmetlerin ait olduğu oranda KDV hesaplanması gerekmektedir.' denilmiştir.

2.2. Damga Vergisi ve Harçlar

6306 sayılı "Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun"un 7. maddesinin 9. bendinde; "Bu Kanun uyarınca yapılacak olan işlem, sözleşme, devir ve tesciller ile uygulamalar, noter harcı, tapu harcı, belediyelerce alınan harçlar, damga vergisi, veraset ve intikal vergisi, döner sermaye ücreti ve diğer ücretlerden; kullandırılan krediler sebebiyle lehe alınacak paralar ise banka ve sigorta muameleleri vergisinden müstesnadır." hükmü yer almaktadır.

492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 123. maddesinde "Özel kanunlarla harçtan muaf tutulan kişilerle, istisna edilen işlemlerden harç alınmaz." amir hükmünden, ilgili muafiyetin sadece hak sahiplerini bağladığı çıkarılmaktadır. Yani, söz konusu işlemlerin 3. kişilerce yapılması halinde söz konusu işlem ve kağıtlara istisna uygulanması mümkün değildir.

Ayrıca 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu'nun; 79. maddesinde yer alan "Kayıt ve Suret Harcı", 80. maddesinde yer alan "İmar ile İlgili Harçlar" ve 84. maddesinde yer alan "Çeşitli Harçlar" da 6306 sayılı Kanun'un 7. maddesinin 9. Bendi uyarınca ilgili istisna kapsamından yararlanacaktır.

Belirtilen kanunlardaki hükümlere göre; bina inşaatı için noterde yapılan inşaat yapım sözleşmesi harcı (Noter Harcı), belediyeden alınan ruhsat gibi belgeler karşılığında ödenen tüm harçlar, tapudaki tüm alım-satım harçları ve ilgili işlemlere ait kağıtlara ait istisnalar örnek verilebilir.

2.3. Emlak Vergisi

29.07.1970 tarih ve 1319 numaralı Emlak Vergisi'nin 30. maddesinde belirtildiği üzere; "Kanunlar veya diğer kamu düzeni koyan mevzuatla tasarrufu kısıtlanan bina arsa ve arazinin vergisi, kısıtlamanın devam ettiği sürece 1/10 oranında tahsil olunur. Kısıtlamanın kaldırılması halinde, kaldırılma tarihini takip eden bütçe yılından itibaren emlakin vergisi, tüm vergi değeri üzerinden ödenir. Kısıtlamanın devam ettiği sürede tecil edilen verginin 9/10'u bina, arsa veya arazinin satılması, istimlaki veya hibe yoluyla ahara devir ve temliki halinde, tahsilat zamanaşımına uğramamış olanları muaccel hale gelir."

Bu hükmü 6306 sayılı Kanun kapsamındaki kentsel dönüşüm çerçevesindeki konutlar açısından incelediğimizde ilk önce tasarrufun kısıtlanmasının ne anlama geldiğini tespit etmemiz gerekecektir. 17.11.1986 tarih ve 19284 sayılı Tasarrufu Kısıtlanan Bina, Arsa ve Arazi Hakkında Yönetmelik'in 2. maddesinde; "İmar planlarında, resmi yapılara, tesislere ve okul, cami, yol, meydan, otopark, yeşil saha, çocuk bahçesi, pazar yeri, hal, mezbaha ve benzeri umumi hizmetlere ayrılmış olması sebebiyle üzerinde inşaat yapılmasına izin verilmeyen arsalar ile esaslı değişiklik ve ilaveler yapılmasına izin verilmeyen binaların tasarrufu kısıtlanmış sayılır. Bu hallerde kısıtlı olarak vergileme, imar planının kesinleştiği tarihi izleyen yıl başından itibaren yapılır. Kısıtlama, ilgili arsa veya binanın bulunduğu alan imar programına alınıncaya (imar programının kesinleştiği tarihe) kadar devam eder. Arsanın imar planında kısıtlılığı gerektiren amaçlara tahsis edildiğinin bu yönetmeliğin 5'inci maddesindeki bildirim mecburiyeti hükümlerine göre tespit edilmemiş olması halinde, arsa veya bina sahibi tarafından yazılı müracaatta bulunularak kısıtlamayı koyan idareden alınacak kısıtlılık durumunu gösteren belge verginin tarhına yetkili daireye ibraz edildiğinde kısıtlılık aynı esaslar dairesinde uygulanır."

Söz konusu yönetmelik uyarınca, kısıtlılık kararının ilgili yönetmeliğe göre tespit edilmediği hallerde arsa veya bina sahibinin yazılı müracaat yapması ve kısıtlılık durumunu gösterir belgeyi temin etmesi gerekmektedir. Peki 6306 sayılı Kanun kapsamındaki yıkım kararı alınan, yani imar planında olan binalar bu kanundan yararlanabilecekler mi?

Danıştay 9. Dairesi'nin 2007/2143 sayılı kararında özetle; imar planına alınan yerlerin tasarrufu kısıtlı yerlerden sayılacağı, imar planına alınmakla birlikte henüz imar programına alınmayan davacılara ait taşınmaz için planda olduğu döneme ait ödenen emlak vergisinin iadesinin yapılmasına karar verilmiştir. Dolayısıyla kentsel dönüşüm kapsamında olan imar planları da söz konusu emlak vergisinden yararlanabilecek, mülk sahiplerinin ilgili makamlara başvuruları sonucunda aldıkları kısıtlık belgesine istinaden emlak vergisini 1/10 oranında ödeyebileceklerdir. Ayrıca geçmiş dönemlere ait fazla ödenen verginin iadesi de söz konusu olabilecektir.

2.4. Gelir Vergisi

2.4.1. Değer Artış Kazancı Açısından Değerlendirilmesi:

Bina veya daire sahipleri, evlerini ya da arsalarını kentsel dönüşüm kapsamında yeniden değerlendirdiklerinde büyük çoğunluğu lüks şekilde tasarlanan, modern, kapalı otoparklı, asansörlü ve iyi bir biçimde peyzajlanmış bahçelere sahip binalara ve/veya özel güvenlikli, spor salonu olan ve havuzlu sitelere sahip olmaktadırlar.

Oldukça eskimiş, çoğunluğunda otopark ve asansör bile bulunmayan bina sahiplerinin, yeni yapılan dairelerini teslim aldıkları zaman büyük bir değer artışı yaşadığı kuşkusuzdur. Örnek vermek gerekirse; 350.000 TL değerindeki eski dairesini kentsel dönüşüm kapsamında yenileten bir mülk sahibinin yeni aldığı dairesinin değeri 700.000 TL ve yapının durumuna göre daha da yüksek fiyatlara çıkabilmektedir.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun Mükerrer 80. maddesinde "Değer Artış Kazançları" tahdidi olarak sayılmıştır. İlgili maddenin 6. bendinde; "İktisap şekli ne olursa olsun (ivazsız olarak iktisap edilenler hariç) 70 inci maddenin birinci fıkrasının (1), (2), (4) ve (7) numaralı bentlerinde yazılı mal (gerçek usulde vergiye tâbi çiftçilerin ziraî istihsalde kullandıkları gayrimenkuller dahil) ve hakların, iktisap tarihinden başlayarak beş yıl içinde elden çıkarılmasından doğan kazançlar (Kooperatiflerin ortaklarına bu sıfatları dolayısıyla tahsis ettikleri gayrimenkulleri tahsis tarihinde ortak tarafından satın alınmış sayılır.).(1) Bu maddede geçen "elden çıkarma" deyimi, yukarıda yazılı mal ve hakların satılması, bir ivaz karşılığında devir ve temliki, trampa edilmesi, takası, kamulaştırılması, devletleştirilmesi, ticaret şirketlerine sermaye olarak konulmasını ifade eder. Bir takvim yılında elde edilen değer artışı kazancının, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılmasından sağlananlar hariç, 6.000 (11.000 TL, 2017 yılı için) Yeni Türk Lirası gelir vergisinden müstesnadır." denilmiştir.

Peki mülk sahiplerinin yeni dairelerini teslim alıp satmaları durumunda elde etmiş oldukları kazancı, değer artış kazancı kapsamında değerlendirmek gerekir mi? Bu soruya cevap verebilmemiz için öncelikle iktisap tanımına bakmamız gerekir. Türk Dil Kurumu'na göre iktisap; "Kazanma, edinme, edinim" olarak tanımlanmıştır. Burdaki iktisap aslen iktisap olup, hak, doğrudan doğruya ilk sahibine geçmektedir.

İrdelenmesi gereken ikinci konu da iktisabın ivazlı olup olmadığıdır. Çünkü kanun, açıkça ivazsız iktisap hallerini düzenleme dışında tutmuştur. "İvaz", Türk Dil Kurumu'na göre; karşılık, edim anlamına gelmektedir. Vergi hukukumuzda ivaz kelimesi herhangi bir şeyin karşılığı, bedeli anlamında kullanılmaktadır. Bu bağlamda ivaz, iki taraflı hukuki muamelelerde muamelenin bir tarafının taahhüdüne karşılık diğer tarafından yapacağı edadır. Bu genel kabul görmüş tanım çerçevesinde baktığımızda; olayda iki taraf vardır. Müteahhit bina inşa etmek amacıyla mülk sahibinden arsa almakta, mülk sahipleri ise yeni bir bina inşa etmesi ve yeni dairelerini teslim almak amacıyla müteahhite arsalarını teslim etmektedir. Olayda işin özünde bir takas müessesesi olup bunun satışını Gelir Vergisi Kanunu'nun Mük. 80. maddesi kapsamında değerlenip değerlenmeyeceğine ait tartışmalar mevcuttur.

Gelir İdaresi Başkanlığı vermiş olduğu 15.11.2011 tarih ve B.07.1.GİB.4.07.16.01-GVK.2010.80-357 sayılı özelgesinde konuya ait tartışmaları noktalamıştır. Buna göre; arsanın mülk sahipleri tarafından kat karşılığı şeklinde müteahhite verilmesi durumunda; kat karşılığı inşaat sözleşmesinin noterde yapılması ve durumun ayrıca tapu kayıtlarında müteaahit adına tescil edilmemesi halinde, arsanın müteaahide satışı doğmayacağından, dolayısıyla ortada herhangi bir satış işlemi de olmayacağından değer artış kazancı da oluşmayacaktır.

Öte yandan, mülk sahiplerinin, arsalarının üzerine inşaat yaptırmaları gayrimenkulün vasfını değiştireceğinden söz konusu yeni dairelerin tapuya tescili yeni bir iktisap olarak dikkate alınmalıdır. İlgili dairelerin;

1- Tamamının, iktisap tarihinden itibaren beş yıl içinde, topluca bir defada aynı kişiye satılması durumunda, ilgili kazancın, değer artış kazancı olarak vergilendirilmesi gerektiği,

2- Söz konusu dairelerin aynı kişiye farklı tarihlerde veya farklı kişi veya tüzel kişilere aynı tarihte veyahut değişik kişi ve tüzel kişilere, değişik tarihlerde veya birbirini izleyen yıllarda satılması durumunda ticari kazanç olarak vergilendirilecektir. denilmiştir.

2.4.2. Alınan Kira Yardımlarının Gayrimenkul Sermaye İradı Açısından Değerlendirilmesi:

Önceden belirttiğimiz üzere, mülk sahipleri, 6306 sayılı "Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun" kapsamında; 2017 yılı için en düşük 535 TL, en yüksek ise 860 TL olarak 18 ay boyunca ve geri ödemesiz şekilde kira yardımı almaktadırlar. Bu yardımlar, mülk sahipleri açısından bakıldığında bir gelir niteliği taşımaktadır. Bu gelirlerin gayrimenkul sermaye iradı kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hakkında; Gelir İdaresi Başkanlığı'nca 09.02.2011 tarih ve B.07.1.GİB.4.06. 16.01-2010-GVK-70-19-68 sayılı özelgesinde;

"...Büyükşehir Belediyesi tarafından yıkılan gayrimenkul için alınan kira yardımları, herhangi bir kiralama işlemine dayanmadığından Gelir Vergisi Kanununun 2'nci maddesinde sayılan gelir unsurlarından hiçbirine girmemektedir. Dolayısıyla söz konusu kira yardımının anılan Kanunun 70'inci maddesi kapsamında elde edilen gayrimenkul sermaye iradı olarak değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır." şeklinde açıklama yapılmıştır.



Sonuç

Ülkemizin deprem kuşağında yer alması nedeniyle yaşamış olduğu acı tecrübeler neticesinde getirilen düzenlemelerden biri olan, "6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun" ile; afet riski altındaki bölgelerde yer alan yapılar ile riskli bölgelerde yer almayan ancak riskli olduğu tespit edilen yapılara ait iyileştirme, tasfiye ve yenilemelerin gerçekleştirilmesi amaçlanmış olup, "Kentsel Dönüşüm" dediğimiz bu sistem ülke genelinde oldukça yaygınlaşmıştır.

İlgili düzenleme sadece Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın getirdiği düzenlemelerle sınırlı kalmayarak, çeşitli vergi kanunlarıyla da teşvik edilerek desteklenmiştir. Bunun sonucunda; makalemizde ayrıntılarıyla açıkladığımız Katma Değer Vergisi, Damga Vergisi ile Harçlarda, Emlak Vergisinde ve Gelir Vergisinde çeşitli düzenlemeler yapılmış ve maliye idaresince verilen özelgelerde de incelendiği üzere mülk sahipleri lehine kararlar verilmiştir.

Eskiyen ve riskli yapılarını kentsel dönüşümde değerlendirmek isteyen mülk sahiplerinin, söz konusu işlemlerine başlamadan önce, kentsel dönüşüm ile ilgili mevzuatın yanında, kendilerine tanınan vergi teşvik ve haklarını da iyi bir şekilde bilmeleri yararlarına olacaktır.

Kaynakça

-http://www.mevzuatbankasi.com/portal/konuk_yazarlar/mevzuat.asp?kategori=10&id= 687. Erişim Tarihi:18/11/2016

-6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun

-17.11.1986 tarih ve 19284 sayılı Tasarrufu Kısıtlanan Bina, Arsa ve Arazi Hakkında Yönetmelik

-193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu

-488 sayılı Damga Vergisi Kanunu

-492 sayılı Harçlar Kanunu

-1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu

-04.03.2015 tarih ve 39044742-KDV. 28-348 sayılı özelge

-25.04.2014 tarih ve 39044742-KDV.28-1207 sayılı özelge

-15.11.2011 tarih ve B.07.1.GİB.4.07.16.01-GVK.2010.80-357 sayılı özelge

-09.02.2011 tarih ve B.07.1.GİB.4.06.16.01-2010-GVK-70-19-68 sayılı özelge

-12.06.2015 tarih ve 60757842-KDV Matrahı-11 sayılı özelge