+ Cevap Ver
2 sonuçtan 1 ile 2 arası
Şu an Sosyal Güvenlik Konuları kategorisindeki Tüm Yönleriyle İşsizlik Sigortası Sistemimiz (Makale) isimli konuyu okuyorsunuz.
  1. #1
    Forum Üyesi Ferruh Atalay - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    17 Ağustos 2013
    Yer
    Malatya
    Mesajlar
    926

    Tüm Yönleriyle İşsizlik Sigortası Sistemimiz (Makale)

    Makale LebibYalkın mevzuat dergisinden alınmıştır.


    MDERGI/8782A.038

    (Mart 2016 Sayı 147)
    TÜM YÖNLERİYLE İŞSİZLİK SİGORTASI SİSTEMİMİZ

    Emin EDİYAM
    SGK Müfettişi

    Özet

    İşsizlik, toplumda çalışma isteğine sahip olduğu halde gelir getirici bir işe sahip olamama durumunu ifade etmektedir. Günümüzde işsizlik, gelişmişlik seviyesi ne olursa olsun birçok toplumun en önemli ekonomik sorunlarından birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. İşsizliğin özellikle kişide yarattığı ekonomik ve sosyal etkiyi bir süre de olsa azaltan işsizlik sigortası: çalışma istek ve yeteneğinde olmasına rağmen kendi isteği ve kusuru dışında işini kaybeden sigortalı çalışanlara, uğradıkları bu gelir kaybını kısmen ve geçici bir süre için telafi amacını güden ve sigortacılık tekniği ile faaliyet gösteren bir sosyal sigorta koludur.

    İşsizlik sigortası, ülkemizde 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu ile kurulmuştur. Yalnızca Kanunda sayılan ve çalışırken işsiz kalıp belli şartları yerine getirenlere yararlanma hakkı sağlayan söz konusu Kanun, "zorunlu sigortalılık" ilkesini benimsemiştir. İşsizlik sigortası prim oranı, sigortalının 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık sigortası Kanununun 80'inci ve 82'nci maddelerine göre belirlenen prime esas aylık brüt kazancının; işveren için % 2'si, sigortalı için %1'i ve devlet için %1'idir. 4447 sayılı Kanuna göre, sigortalı işsizlere İş ve İşçi Bulma Kurumu Genel Müdürlüğü'nce yapılacak işlemler/ödemeler ile hizmetler: işsizlik ödeneği, kısa çalışma ödeneği, iş bulma ve mesleki eğitim yardımı/hizmetidir.


    1. Giriş

    İşsizliğin, bir ülke ekonomisi ve halkı üzerinde olumsuz sonuçları vardır. İşsizlik, ülkenin üretim kapasitesini, işçinin de satın alma gücünü, dolayısıyla yaşam standardını düşürür. Hatta işsizlik, işçinin çalışma alışkanlığını, uyum ve pratiğini kaybettirerek işçiyi psikolojik bunalıma sürükleyebilir.

    İşsizliğin kişisel ve toplumsal etkilerini azaltmaya yönelik sosyal devlet ilkesini benimseyen ülkeler, yasal düzenlemelerle birtakım önlemler almaya çalışmaktadır. Bu önlemlerden biri de kişilerin işsiz kaldıkları zaman yeni bir iş bulana kadar geçimlerini sağlamalarını sağlayan işsizlik sigortasıdır. Bir işyerinde çalışırken, çalışma istek, yetenek ve yeterliğinde olmasına rağmen, herhangi bir kastı ve kusuru olmaksızın işini kaybeden sigortalı çalışanlara işsiz kalmaları nedeniyle uğradıkları gelir kaybını belli süre ve ölçüde karşılayan, sigortacılık tekniği ile faaliyet gösteren işsizlik sigortası ve bu sigortadan sağlanan ödenek ve hizmetler çalışmamızın konusunu oluşturmaktadır.

    2. İşsizlik
    2.1. İşsizlik Kavramı ve İşsizlik Sorunu

    İşsizliğin, toplum ve kişi açısından tanımı yapılabilir. Toplum açısından işsizlik, üretimin önemli kaynaklarından olan işgücünün kullanılamaması ya da boşa harcanması anlamına gelmektedir. Kişi açısından işsizlik ise bir toplumda çalışma isteğine sahip olduğu halde gelir getirici bir işe sahip olamama durumudur.

    İşsizlik, gelişmişlik seviyesi ne olursa olsun, birçok toplumun en önemli sosyo-ekonomik sorunların başında gelmektedir . Ekonomide, en temel üretim faktörü olan emeğin değerlendirilememesi olarak nitelendirilen işsizlik, birey açısından bakıldığında kişisel bir travmayı, toplum açısından bakıldığında ise sosyal bir problemi yansıtmaktadır. Çalışma hayatının, bir insanın sosyal hayatındaki yeri düşünüldüğünde, yaşanacak bir işsizlik durumu, insanın hem bu sosyal hayattan dışlanmasına neden olmakta hem de iş gücü olarak üretim sürecinde yer almamasından dolayı ekonomik bir kayıp olarak katma değer kaybına neden olmaktadır.

    Bir ülkedeki işsizliğin toplumda yarattığı ekonomik ve sosyal sorunlar göz önüne alındığında bu sorunla mücadele edilmesinin ne kadar büyük önem arz ettiği ortadadır. Bu nedenle her ülke, gelişmişlik seviyelerine ve mevcut işsizlik yapılarına göre kendi yol ve yöntemlerini belirleyerek işsizlikle mücadele eder.

    3. İşsizlik Sigortası

    3.1. İşsizlik Sigortası Kavramı

    İşsizlik sigortası, çalışma istek, yetenek ve yeterliğinde olmasına rağmen kendi isteği ve kusuru dışında işini kaybeden sigortalı çalışanlara, uğradıkları bu gelir kaybını kısmen ve geçici bir süre için telafi amacını güden zorunlu sosyal sigorta kolunu ifade etmektedir. Günümüzde sosyal devlet yapısının geliştiği birçok ülkede işsizlik sigortası uygulamaları görülmektedir. Bu ülkelerin çoğunda devletçe kurulan zorunlu işsizlik sigortası yürürlüktedir. Hemen belirtelim ki, işsizlik sigortası ile işsizlik yardımı aynı anlama gelmemektedir. İşsizlik sigortası, ilgilinin sisteme primle katkısı esasına dayanırken, işsizlik yardımı ilgilinin katkısına ihtiyaç duyulmadan devlet bütçesinden yardım yapılması anlamına gelmektedir. Çalışmamızda açıklamaya çalıştığımız sistem, katılmalı (primli) sisteme dayanan işsizlik sigortasıdır. İşsizliğin olumsuz etkilerini giderilmesi yolu işsizlik yardımı şeklinde de ortaya çıkabilir. İşsizlik yardımının, işsizlik sigortasından farkı, tarafların katkısının bulunmaması ve doğrudan devlet bütçesinden yardım adı altında yapılmasıdır. Yine işsizlik sigortası işsizliğe bir çare değildir. Yani işsizliği önlemeye çalışmaz. İşsizlik sigortasının amacı işsizliğin meydana getirdiği zararları belli ölçüde hafifletmek ya da telafi etmektir. Yani işsizlik sigortası işsizin, işsiz kalmadan önceki yaşamını aynı şekilde sürdürmeyi sağlamak için değil, onu bir ölçüde sürdürmeyi sağlamak amacıyla uygulanmaktadır.

    3.2. Ülkemizde İşsizlik Sigortası

    3.2.1. Genel Olarak

    T.C. Anayasasının 49'uncu maddesinin ikinci fıkrasında: "Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak için gerekli tedbirleri alır." hükmü yer almaktadır. Anayasamızda yer alan bu anlayışın devlet politikası haline getirilmesi neticesinde ülkemizde "işsizlik sigortası sistemi" 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu ile kurularak uygulamaya konulmuştur. Sosyo ekonomik nedenlerle çalışma istek ve yeteneğinde olmalarına rağmen, kendi istekleri dışında kazancı kesilenlerin geçinme ve yaşama ihtiyaçlarını karşılamak üzere, devletçe kurulan ve zorunlu sigortacılık tekniği ile faaliyet gösteren işsizlik sigortası bu anlamda sosyal devlet olmanın gereğidir.


    4447 sayılı Kanun, sadece belli şartları yerine getiren ve sigortalı olarak çalışırken işini kaybedenlere işsizlik sigortasından yararlanma hakkını sağlamaktadır. Nitekim işsizlik sigortasının tanımının yapıldığı söz konusu Kanunun 47/c'de işsizlik sigortasının: "Bir işyerinde çalışırken, çalışma istek, yetenek, sağlık ve yeterliliğinde olmasına rağmen, herhangi bir kasıt ve kusuru olmaksızın işini kaybeden sigortalılara işsiz kalmaları nedeniyle uğradıkları gelir kaybını belli süre ve ölçüde karşılayan, sigortacılık tekniği ile faaliyet gösteren zorunlu sigorta" olduğu belirtilmiştir.

    Bu tanımdan işsizlik sigortasının, çalışırken kendi istek ve kusuru dışında işsiz kalan sigortalı çalışanlara yönelik olduğu ve işsizlik süresinde uğranılan gelir kayıplarını belli ölçü ve sınırda kalmak kaydıyla karşılamayı amaçladığı anlaşılmaktadır.

    3.2.2. İşsizlik Sigortasının Kişiler İtibariyle Kapsamı

    İşsizlik sigortasından kimlerin yararlanacağı 4447 sayılı Kanunun 46'ncı maddesinin ikinci fıkrasında belirtilmiştir. Kanunun hükmüne göre "Bu Kanun, 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ile ikinci fıkrası kapsamında olanlardan bir hizmet akdine dayalı olarak çalışan sigortalıları, 4857 sayılı Kanuna göre kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalışanlardan 5510 sayılı Kanunun 52'nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında işsizlik sigortası primi ödeyen isteğe bağlı sigortalılar ile aynı Kanunun Ek 6 ncı maddesi kapsamındaki sigortalıları ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20'nci maddesinde açıklanan sandıklara tabi sigortalıları kapsar."


    Buna göre:

    ' 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4'üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında hizmet akdine istinaden bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılan sigortalılar,
    ' Hizmet akdine istinaden çalışmakla birlikte;

    - İşçi sendikaları ve konfederasyonları ile sendika şubelerinin başkanlıkları ve yönetim kuruluna seçilenler,

    - Bir veya birden fazla işveren tarafından hizmet akdine istinaden çalıştırılan; film, tiyatro, sahne, gösteri, ses ve saz sanatçıları ile müzik, resim, heykel, dekoratif ve benzeri diğer uğraşları içine alan bütün güzel sanat kollarında çalışanlar ile düşünürler ve yazarlar,

    - Karşılıklılık esasına tabi olarak yapılan ikili anlaşmalara göre Türkiye'de sigortalı olarak çalışan yabancılar (1) Mütekabiliyet esasına dayalı olarak uluslararası sosyal güvenlik sözleşmesi yapılmış ülke uyruğunda olan yabancı uyruklu kişiler bu kapsamda sayılmamaktadır. ,

    - 4081 sayılı Çiftçi Mallarının Korunması Hakkında Kanuna göre çalıştırılan koruma bekçileri,


    - 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanununda belirtilen umumî kadınlar,


    - MEB tarafından düzenlenen kurslarda usta öğretici olarak çalıştırılanlar,

    - Kamu idarelerinde ders ücreti karşılığı görev verilenler,


    - 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4'üncü maddesinin (C) bendi kapsamında çalıştırılan geçici personeller (2) Geçici personel: Bir yıldan az süreli veya mevsimlik hizmet olduğuna Devlet Personel Başkanlığı ve Maliye Bakanlığının görüşlerine dayanılarak Bakanlar Kurulunca karar verilen görevlerde ve belirtilen ücret ve adet sınırları içinde sözleşme ile çalıştırılan ve işçi sayılmayan kimselerdir. ,


    ' Türkiye İş Kurumu tarafından düzenlenen toplum yararına çalışma programlarından yararlananlar,

    ' 4857 sayılı Kanuna göre kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalışan ve 5510 sayılı Kanunun 52'nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında işsizlik sigortası primi ödeyerek isteğe bağlı sigortalı olmayı tercih eden kişiler,


    ' 5510 sayılı Kanunun Ek 6'ncı maddesinde sayılan ticari taksi, dolmuş ve benzeri nitelikteki şehir içi toplu taşıma aracı işyerlerinde çalıştırılan kişiler,

    ' 5510 sayılı Kanunun 4'üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen ve Kültür ve Turizm Bakanlığınca belirlenecek alanlarda kısmi süreli iş sözleşmesiyle bir veya birden fazla kişi tarafından çalıştırılan kişiler


    ve

    ' 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20'nci maddesi kapsamına giren ve banka, sigorta ve reasürans şirketlerinde vakıf sandığı statüsüne tabi olarak çalışan kişiler,


    İşsizlik sigortası kapsamında sayılmaktadır .


    Hal böyle olmakla birlikte 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun "Oda Borsa ve Birlik Personeli" başlıklı 73'üncü maddesinde: "Oda, Borsa, Birlik ve bunların kurduğu teşekküllerde istihdam edilenler bu Kanunda yer alan hükümler dışında 4857 sayılı İş Kanununa tabidir." Aynı Kanunun Geçici 12' nci maddesinde ise: "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte oda, borsa, Birlik ve bunların kurduğu teşekküllerde istihdam edilmekte olanların, mevcut statülerine göre istihdam edilmelerine devam olunur." hükümleri yer almaktadır.


    Buna göre, 5174 sayılı Kanuna istinaden oda, borsa, birlik ve bunların kurduğu teşekküllerde, 01.06.2004 tarihinden sonra işe girenler, 4857 sayılı Kanuna tabi olduklarından prime esas tutulan kazançları üzerinden işsizlik sigortası primi kesilmekte, dolayısıyla bu kişiler işsizlik sigortası kapsamına girmektedir.

    İşsizlik sigortası, yukarıda belirtilen kişiler açısından zorunlu bir sigorta koludur. 4447 sayılı Kanun kapsamına giren ve halen çalışmakta olan kişiler Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, Kanun kapsamına yeni girenler ise işe başladıkları tarihten itibaren işsizlik sigortasına tabi olurlar. Dolayısıyla sigortalılığın başlamasıyla birlikte, sigortalılar ile bunların işverenlerinin işsizlik sigortasına ilişkin hak ve yükümlülükleri de işlemeye başlamaktadır.

    3.2.3. İşsizlik Sigortası Primi ve Yönetimi

    Kanun koyucu işsizlik sigortasının istihdam politikası ve sigortalıya iş bulma konularıyla yakın ilişkisini göz önünde bulundurarak bu sigortanın yönetimini Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü'ne bırakmıştır. Öte yandan, Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü, 4447 sayılı Kanunla getirilen her türlü hizmet ve işlemleri yapmakla görevli ve yetkili kılınsa da işsizlik sigortası primlerinin toplanması görevi Sosyal Güvenlik Kurumu'na vermiştir. (3) Konu ile ilgili olarak 4447 sayılı Kanunun 49'uncu maddesinin altıncı fıkrasında: "İşsizlik sigortası primlerinin toplanmasından, sigortalı ve işyeri bazında kayıtların tutulmasından, toplanan primler ile uygulanacak gecikme cezası ile gecikme zammının Fona aktarılmasından, teminat ve hak edişlerin prim borcuna karşılık tutulmasından, yersiz olarak alınan primlerin iadesinden Sosyal Güvenlik Kurumu görevli, yetkili ve sorumludur." hükmü yer almaktadır.


    İşsizlik sigortasının finansmanı üçlü katkıya dayanmaktadır. İşsizlik sigortasının gerektirdiği ödemeler ile yönetim ve hizmet giderlerinin karşılanması için işverenin, sigortalının ve devletin prim ödemesi esası söz konusudur. İşsizlik sigortası primleri diğer primlerde olduğu gibi 5510 sayılı Kanunun 80 ve 82'nci maddelerinde belirtilen prime esas aylık brüt kazanç tutarı üzerinden hesaplanmaktadır. 4447 sayılı Kanunun 49' uncu maddesinin birinci fıkrasına göre işsizlik sigortası prim oranı, sigortalının 5510 sayılı Kanunun 80'inci ve 82'nci maddelerine göre belirlenen prime esas aylık brüt kazancının; işveren için % 2'si, sigortalı için %1'i ve devlet için %1'idir. Hemen belirtelim ki isteğe bağlı sigortalılardan işsizlik sigortası primini ödeyenlerden ise %1 sigortalı ve % 2 işveren payı alınmaktadır. (4) Korumalı işyerlerinde çalışan ve iş gücü piyasasına kazandırılmaları güç olan zihinsel veya ruhsal engellilerin işsizlik sigortası işveren payı Hazine tarafından karşılanır.


    3.2.4. İşsizlik Sigortasından Sağlanan Hizmetler ve Yararlanma Şartları

    4447 sayılı Kanunun 48'inci maddesinin altıncı fıkrasında sigortalı işsizlere Türkiye İş Kurumu'nca yapılacak ödemeler ve hizmetler: işsizlik ödeneği, 5510 sayılı Kanun gereği ödenecek sigorta primleri, yeni bir iş bulma, aktif işgücü hizmetleri kapsamında kurs ve programlar (meslek edindirme, geliştirme ve yetiştirme gibi hizmetler) olarak sayılmaktadır.

    3.2.4.1. İşsizlik Ödeneği

    İşsizlik ödeneği, sigortalı işsizlere 4447 sayılı Kanunda belirtilen şartların yerine getirilmesi durumunda yine aynı Kanunda belirtilen süre ve miktarda yapılan parasal ödemeyi ifade etmektedir.

    4447 sayılı Kanunun 50'nci maddesine göre günlük işsizlik ödeneği, sigortalının son dört aylık prime esas kazançları dikkate alınarak hesaplanan günlük ortalama brüt kazancının yüzde kırkıdır. Bu şekilde hesaplanan işsizlik ödeneği miktarı, (4857 sayılı İş Kanununun 39'uncu maddesine göre on altı yaşından büyük işçiler için uygulanan) aylık asgari ücretin brüt tutarının yüzde seksenini geçemez. (5) Bu anlamda işsizlik ödeneği her çalışan sigortalıya göre değişiklik göstermekte, dolayısıyla kime ne kadar işsizlik ödeneği verileceği işten ayrılmadan önceki maaş tutarı ile ilgili olmaktadır. Yine bir sigortalı işsize verilecek işsizlik ödeneği tutarı aylık brüt asgari ücretin % 80'ini geçememektedir.
    Bu anlamda Kanun koyucu, işsizlik ödeneğinin miktarını belirlerken, sigortalı çalışanın son dört aylık prime esas kazancının % 40'ını esas almakla birlikte, ödenek miktarının (16 yaşından büyük çalışanlar için uygulanan) asgari ücretin brüt tutarının % 80'ini geçemeyeceğini belirterek bu konuda sınır öngörmüş bulunmaktadır.


    İşsizlik ödeneğinin verilme süresi, prim ödeme gün sayısı ile orantılı olarak belirlenmiştir. Buna göre hizmet akdinin sona ermesinden önceki son 120 gün prim ödeyerek sürekli çalışmış olanlardan, son üç yıl içinde;

    ' 600 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere 180 gün,

    ' 900 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere 240 gün veya

    ' 1080 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere ise 300 gün süre ile işsizlik ödeneği verilmektedir.

    Buna göre sigortalı olarak çalışan kişinin iş sözleşmesinin sona ermesinden önceki son üç yıl içinde en az 600 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş, ayrıca çalıştığı işten ayrılmadan önceki son 120 gün içinde kesintisiz çalışarak ve prim ödeyerek geçirmiş olması gerekmektedir. Bu açıdan bakıldığında iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten geriye doğru 120 gün prim ödenmiş olma koşulu, işsizlik ödeneğine hak kazanmayı önemli ölçüde kısıtlamaktadır. , (6) Öte yandan 4447 sayılı Kanunun 51'inci maddesine göre işsizlik sigortası ödeneğinden yararlanabilmek için iş sözleşmesinin belirli nedenlere dayanarak sona ermiş olması gerekmektedir (Bkz. 4447 sayılı Kanun m.51 ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun Uygulamasına İlişkin 3 No'lu Tebliğ m.3).


    Konuyu bir örnekle açıklarsak: Ali Bey bir işyerinde aylık 1.000,00 TL brüt ücretle çalışmaktadır. Ali Bey'in işten çıkarılması ya da haklı nedenle işten ayrılması halinde SGK hizmet dökümünde görünen son dört aylık brüt maaşı 4.000,00 TL olacaktır. Öncelikle son dört ayın (ortalama) günlük brüt tutarını bulmak gerekir:

    Buna göre Ali Bey'in elde ettiği günlük brüt kazanç tutarı: 4.000,00/(30x4) = ~33,3 TL,

    Ali Bey'e verilecek işsizlik ödeneği, bulunan günlük kazancın % 40 üzerinden hesaplanacağından,

    Ali Bey'in hak edeceği günlük işsizlik ödeneği miktarı da: 33,3x0,40 = ~13,32 TL olacaktır.

    Buna göre eğer Ali Bey adına son 3 yıl içinde;

    - 600 gün işsizlik sigortası primi ödenmiş ise kendisine 180 gün boyunca toplam: 13,32x180 = ~2.397,60 TL,

    - 900 gün işsizlik sigortası primi ödenmiş ise kendisine 240 gün boyunca toplam: 13,32x240 = ~3.196,80 TL,

    - 1080 gün işsizlik sigortası primi ödenmiş ise kendisine 300 gün boyunca toplam: 13,32x300 = ~3.996,00 TL

    Dolayısıyla aylık ~399,60 TL işsizlik ödeneği verilecektir (7) Yapılan hesaplamadan düşülecek '7,9 damga vergisi hesaplamaya dâhil edilmemiştir. Söz konusu damga vergisi düşüldüğünde Ali Bey'e ödenecek aylık işsizlik ödeneği ~397,20 TL olacaktır. .


    İşsizlik ödeneğinden yararlanmak için yukarıda belirtilen prim ödeme gün sayısı ön koşullarını yerine getiren ve hizmet akitleri sona eren sigortalı bir işsiz, hizmet akdinin sona erdiği tarihi takip eden 30 gün içinde en yakın (illerde) çalışma ve iş kurumu il müdürlüğüne veya (ilçelerde) -varsa- çalışma ve iş kurumu şube müdürlüklerine belirtilen süre içinde şahsen (8) Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2006 tarihli kararında vekil aracılığı ile yapılan başvurunun şahsen başvuru olarak kabul edilemeyeceği ve başvurunun şahsen yapılması gerektiğini kabul etmiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 06.05.2006, Esas, 10-243, Karar 271). ya da elektronik ortamda Türkiye İş Kurumu - Ana Sayfa portalı üzerinden başvurarak, yeni bir iş almaya hazır olduğunu bildirmesi halinde işsizlik ödeneğini almaya hak kazanmaktadır.


    Öte yandan mücbir sebepler dışında, başvuruda gecikilen süre, işsizlik ödeneği almaya hak kazanılan toplam süreden düşülmektedir.

    Önemle belirtmek gerekir ki işsizlik ödeneğinden yararlanabilmenin ön şartı, iş sözleşmesinin, 4857 sayılı Kanunun ilgili maddelerinde belirtilen şekillerde sona ermiş olmasıdır.

    Şöyle ki yalnızca aşağıda belirtilen hallerde iş sözleşmesi sona erdirilenler işsizlik sigortasının işsizlik ödeneği imkânından yararlanmaya hak kazanmaktadır.

    - 4857 sayılı İş Kanununun 17'nci maddesinde belirtilen bildirim önellerine uygun olarak iş sözleşmesi işveren tarafından sona erdirilmiş olanlar,

    - İş sözleşmesinin, süresi belli olsun ya da olmasın sürenin bitiminden önce veya bildirim önelini beklemeden 4857 sayılı İş Kanununun 24'üncü maddesinin ahlak ve iyi niyet kuralları, zorlayıcı nedenler ve sağlık nedenleriyle sigortalı tarafından feshedilmiş olanlar,

    - İş sözleşmesinin "belirli süreli" olması halinde bu sürenin bitimi sonucunda işsiz kalanlar,

    - İşyerinin el değiştirmesi veya başkasına geçmesi, kapanması veya kapatılması, işin ya da işyerinin niteliğinin değişmesi nedeniyle işten çıkarılanlar.

    İşsizlik ödeneği, her ayın sonunda aylık olarak işsizin kendisine ödenmektedir. İlk işsizlik ödeneği ödemesi ise ödeneğe hak kazanılan tarihi izleyen ayın sonuna kadar yapılır. İşsizlik ödeneği damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmaz. İşsizlik ödeneği, nafaka borçları dışında haciz veya başkasına devir ve temlik edilemez. Sigortalının kusurundan kaynaklandığı belirlenen fazla ödemeler yasal faizi ile birlikte geri alınır. Ölen sigortalı işsizlere ait fazla ödemeler geri tahsil edilmez.

    Sigortalı, işsizlik ödeneğinden yararlanma süresini doldurmadan tekrar işe girer ve işsizlik sigortası ödeneğinden yararlanmak şartlarını yerine getiremeden yani kesintisiz 120 gün prim ödeme şartını yerine getirmeden yeniden işsiz kalırsa, daha önce hak ettiği işsizlik ödeneği süresini dolduruncaya kadar bu haktan yararlanmaya devam eder. İşsizlik ödeneğinden yararlanmak için 4447 sayılı Kanunda öngörülen şartları yerine getirmek suretiyle yeniden işsiz kalınması halinde ise daha önce kullanılmayan bir süre olsa bile sadece bu yeni hak sahipliğinden doğan süre kadar işsizlik ödeneği ödenir.

    İşsizlik ödeneği almakta olan işsiz sigortalının, bazı durumların ortaya çıkması halinde bu ödeneği kesilmektedir. Buna göre 4447 sayılı Kanunun 52'nci maddesinde belirtilen durumlara göre işsizlik ödeneği almakta iken;
    1. Türkiye İş Kurumunca teklif edilen mesleklerine uygun ve son çalıştıkları işin ücret ve çalışma koşullarına yakın ve ikamet edilen yerin belediye mücavir alanı sınırları içinde bir işi haklı bir nedene dayanmaksızın reddeden,

    2. İşsizlik ödeneği aldığı sürede gelir getirici bir işte çalıştığı veya herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan yaşlılık aylığı aldığı tespit edilen,

    3. Kurum tarafından önerilen meslek geliştirme, edindirme ve yetiştirme eğitimini haklı bir neden göstermeden reddeden veya kabul etmesine karşın devam etmeyen,

    4. Haklı bir nedene dayanmaksızın İş ve İşçi Bulma Kurumu tarafından yapılan çağrıları zamanında cevaplamayan, istenilen bilgi ve belgeleri öngörülen süre içinde vermeyen,

    sigortalı işsizlerin işsizlik ödenekleri kesilmektedir.

    Ancak 3. ve 4. maddelerde belirtilen yükümlülükleri gecikmeli de olsa yerine getiren işsiz sigortalıya işsizlik ödeneği yeniden verilmeye başlanır. Ancak yapılacak ödemenin süresi, başlangıçta belirlenen toplam ödeme süresinin sonunu geçemez.

    Diğer yandan muvazzaf askerlik dışında herhangi bir nedenle silah altına alınanlarla hastalık ve analık nedeniyle geçici iş göremezlik ödeneği almaya hak kazanan sigortalı işsizlerin işsizlik ödeneklerinin ödenmesi bu durumların devamı süresince durdurulur.

    3.2.4.2. Kısa Çalışma ve Kısa Çalışma Ödeneği


    4447 sayılı Kanunun "Kısa Çalışma ve Kısa Çalışma Ödeneği" başlıklı Ek 2'nci maddesinde konu ile ilgili olarak şu hükümler yer almaktadır:

    "Genel ekonomik, sektörel veya bölgesel kriz ile zorlayıcı sebeplerle işyerindeki haftalık çalışma sürelerinin geçici olarak önemli ölçüde azaltılması veya işyerinde faaliyetin tamamen veya kısmen geçici olarak durdurulması hallerinde, işyerinde üç ayı aşmamak üzere kısa çalışma yapılabilir.


    Bu Kanuna göre sigortalı sayılan kişileri hizmet akdine tabi olarak çalıştıran işveren, kısa çalışma talebini, derhal gerekçeleri ile birlikte Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü'nün il/ilçe birimlerine (illerde çalışma ve iş kurumu il müdürlüğüne, ilçelerde -varsa- çalışma ve iş kurumu şube müdürlüklerine) toplu iş sözleşmesi tarafı sendikaya yazı ile bildirir.

    Kısa çalışma halinde işsizlik sigortası fonundan kısa çalışma ödeneği ödenir. İşçinin kısa çalışma ödeneğine hak kazanabilmesi için, hizmet akdinin feshi hariç işsizlik sigortası hak etme koşullarını yerine getirmesi gerekir.

    Günlük kısa çalışma ödeneği; sigortalının son on iki aylık prime esas kazançları dikkate alınarak hesaplanan günlük ortalama brüt kazancının % 60'ıdır. Bu şekilde hesaplanan kısa çalışma ödeneği miktarı aylık asgari ücretin brüt tutarının %150'sini geçemez.

    Kısa çalışma ödeneği olarak yapılan ödemeler başlangıçta belirlenen işsizlik ödeneği süresinden düşülür. Zorlayıcı sebeplerle kısa çalışma yapılması halinde, kısa çalışma ödeneği ödemeleri 4857 sayılı Kanunun 24' üncü maddesinin III numaralı bendinde ve aynı Kanunun 40'ıncı maddesinde öngörülen bir haftalık süreden sonra başlar.

    İşverenin hatalı bilgi ve belge vermesi nedeniyle yapılan fazla ödemeler, yasal faizi ile birlikte işverenden tahsil edilir.

    Buna göre; genel ekonomik kriz veya zorlayıcı nedenlerle işyerinde geçici olarak işin durması veya kısa çalışma halinde, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından çıkarılan ve 30.04.2011 tarih ve 27920 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kısa Çalışma ve Kısa Çalışma Ödeneği Hakkında Yönetmelik'te belirtilen prosedür doğrultusunda, sigortalı çalışanlara çalıştırılmadıkları süre için kısa çalışma ödeneği en çok üç ayla sınırlı olarak ve zorlayıcı nedenin devamı süresince ödenmektedir.

    Öte yandan, kısa çalışma ödeneği de işsizlik sigortası kapsamında ödendiğinden, işçinin bu ödenekten yararlanması, işsizlik ödeneğinden yararlanma koşullarının gerçekleşmiş olmasına bağlıdır.

    İşçi, işsizlik ödeneğinden yararlanma süresini doldurmadan tekrar işe başlar ve işsizlik sigortasından yararlanmak için 4447 sayılı Kanunun öngördüğü koşullar gerçekleşmeden işsiz kalırsa, kısa çalışma ödeneği aldığı süre çıkarıldıktan sonra, daha önce hak ettiği işsizlik ödeneği süresini dolduruncaya kadar işsizlik ödeneğinden yararlanır.

    Önemle belirtmek gerekir ki kısa çalışma ödeneği işsizlik sigortası kapsamında yapılan yardımlar arasında sayılmakla birlikte, 4447 sayılı Kanun Kapsamına giren tüm sigortalıların kısa çalışma ödeneğinden yararlanması söz konusu değildir. Bu ödenek sadece 4857 sayılı İş Kanunu kapsamına giren sigortalı çalışanları kapsamaktadır.

    Konuyu Yönetmelikte yer alan hüküm ve açıklamalar doğrultusunda özetlersek: İşçinin kısa çalışma ödeneğinden yararlanabilmesi için; İşverenin kısa çalışma talebinin (illerde) çalışma ve iş kurumu il müdürlüğü ve (ilçelerde) -varsa- çalışma ve iş kurumu şube müdürlüğü tarafından uygun bulunması, işçinin kısa çalışmanın başladığı tarihte, 4447 sayılı Kanunun 50'nci maddesine göre çalışma süreleri ve işsizlik sigortası primi ödeme gün sayısı bakımından işsizlik ödeneğine hak kazanmış olması gerekmektedir.

    Günlük kısa çalışma ödeneğinin miktarı, aylık asgari ücretin brüt tutarının %150'sini geçmemek üzere, sigortalının son on iki aylık prime esas kazançları dikkate alınarak hesaplanan günlük ortalama brüt kazancının % 60'ı kadardır. Yine kısa çalışma ödeneği 4447 sayılı Kanunun 50'nci maddesindeki esaslara göre ödenmektedir.

    Kısa çalışma ödeneğinin süresi üç ayı aşmamak kaydıyla ve kısa çalışma süresi kadardır.

    Kısa çalışma ödeneği, işyerinde uygulanan haftalık çalışma süresini tamamlayacak şekilde, çalışılmayan süreler için aylık olarak hesaplanıp verilir.

    Kısa çalışma ödeneği, ekonomik gelişmelerin işyerinin faaliyetleri üzerine etkileri doğrultusunda uygunluk tespitinde belirtilen süreyi aşmamak kaydıyla fiilen gerçekleşen kısa çalışma süresi üzerinden verilir.

    Zorlayıcı sebeplerle işyerinde kısa çalışma yapılması halinde, ödemeler 4857 sayılı İş Kanununun 24'üncü maddesinin III numaralı bendinde ve 40'ıncı maddesinde öngörülen bir haftalık süreden sonra başlar.

    Kısa çalışma ödeneğinden yararlanan işçi, işsizlik sigortasından yararlanmak için 4447 sayılı Kanunun 50'nci maddesinde öngörülen koşullar gerçekleşmeden işsiz kalırsa, kısa çalışma ödeneği aldığı süre düşüldükten sonra, daha önce hak ettiği işsizlik ödeneği süresini dolduruncaya kadar işsizlik ödeneğinden yararlanır.

    Kısa çalışma ödeneği alanların işe girmesi, yaşlılık aylığı almaya başlaması, herhangi bir sebeple silâh altına alınması, herhangi bir kanundan doğan çalışma ödevi nedeniyle işinden ayrılması hallerinde veya geçici iş göremezlik ödeneğinin başlaması durumunda geçici iş göremezlik ödeneğine konu olan sağlık raporunun başladığı tarih itibariyle kısa çalışma ödeneği kesilir .

  2. #2
    Forum Üyesi Ferruh Atalay - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    17 Ağustos 2013
    Yer
    Malatya
    Mesajlar
    926
    3.2.4.3. İş Bulma ve Mesleki Eğitim Yardımı/Hizmeti

    Bir diğer işsizlik sigortası yardımı ise işsize iş bulma ve mesleki eğitim yardımıdır. İşsizlik sigortası her ne kadar işsizliği önlemeye yönelik bir önlem olmayıp işsizliğin olumsuz etkilerini hafifletmeye yönelik bir sigorta programı ise de işsizliğin önlenmesine yönelik politikalardan tamamen bağımsız da kalmaz. Nitekim işsizlik sigortası ile ilgili olarak her türlü yardım ve hizmetin yapılmasında görevli ve yetkili kılınan Türkiye İş Kurumu, sigortalı işsizlere işsizlik ödeneği ödeme ve hastalık ve analık sigortası primlerini SGK'ya aktarma ve mesleki yetiştirme hizmeti vermekle de görevli kılınmıştır. Yasaya göre işsizlik ödeneği alan sigortalı işsizlere mesleklerine uygun ve son yaptıkları işin ücret ve çalışma koşullarına yakın bir iş bulunması hususunda çalışmalar yapmaktadır. Türkiye İş Kurumu'nun asıl görevinin ülkede iş piyasasını düzenleme, istihdam sağlama olduğu unutulmamalıdır. Üstelik işsizlik ödeneğinden yararlanan sigortalıların bir an önce işe yerleştirilmeleri işsizlik sigortasının yükünü de hafifletmektedir.

    4447 sayılı Kanun, Türkiye İş Kurumu'na işsize iş bulma yanında ona mesleki eğitim, geliştirme ve yetiştirme hizmeti verilmesi görevini de yüklemiştir. Teknolojik gelişmeler nedeniyle nitelikli ve yeni bilgilerle donatılmış olan işgücüne olan ihtiyaç her geçen gün artmaktadır. Nitekim tüm dünyada işsizlikle savaşın en etkili araçlarından birinin iş piyasasının ihtiyacı olan nitelikli ve bilgili insan gücü yetiştirmek amacıyla eğitim olduğu kabul edilmektedir.

    Türkiye İş Kurumu'nun iş bulma/işe yerleştirme faaliyetleri: yurtiçi işe yerleştirme faaliyetleri, yurtdışı işe yerleştirme faaliyetleri ve Kurum gözetiminde özel istihdam bürolarınca yapılan işe yerleştirme faaliyetlerinden oluşmaktadır.

    4447 sayılı Kanunun 48'inci maddesinin altıncı fıkrasında Türkiye İş Kurumu tarafından, sigortalı işsizlere aktif iş gücü hizmetleri kapsamında kurs ve program hizmetleri sağlanacağı belirtilmiştir. Söz konusu programlara kısaca değinirsek;

    Meslek eğitim kursları: Meslek eğitim kursları iş piyasasında geçerli bir mesleği olmayan Türkiye İş Kurumu'na kayıtlı işsizlerin, işgücü piyasasının ihtiyaç duyduğu tüm mesleklerde yetiştirilmek üzere iş sahibi olmalarını sağlamak amacıyla yapılan meslek edinme ve geliştirme kurslarıdır.

    İşsizlik sigortası kapsamında düzenlenen işgücü yetiştirme kursları: Türkiye İş Kurumu işsizlik ödeneği alan sigortalı işsizlere mesleklerine uygun ve son yaptıkları işin ücret ve çalışma koşullarına yakın bir iş bulunması konusunda çalışmalar yapmaktadır. Bu kapsamda işsizlik ödeneği alan sigortalı işsizlerin meslek geliştirme, değiştirme ve edinme eğitimlerine yönelik olarak Türkiye İş Kurumu tarafından kurslar açılır ve eğitimler düzenlenir.



    4. Sonuç

    Kazancı sosyo ekonomik nedenlerle kendi isteği dışında kesilmiş, çalışma istek ve yeterliğinde olan çalışanların geçinme ve yaşama ihtiyaçlarını karşılamak üzere, devletçe zorunlu olarak kurulmuş ve sigortacılık tekniği ile faaliyet gösteren bir sosyal güvenlik sistemi olan işsizlik sigortası sosyal devlet olmanın gereğidir. Bu anlayışın devlet politikası haline getirilmesi amacıyla ülkemizde 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu ile "işsizlik sigortası sistemi" kurulmuş ve hali hazırda da uygulamaya devam edilmektedir.

    İşsizlik sigortası, işsizliği önlemeye yönelik bir çare değildir. İşsizlik sigortasının amacı işsizliğin meydana getirdiği zararları belli bir süre ve ölçüde hafifletmek ya da telafi etmektir. Başka bir anlatımla işsizlik sigortası işsizin, işsiz kalmadan önceki yaşamını aynı şekilde sürdürmeyi sağlamak için değil, onu belli bir sürede ve belli bir ölçüde sürdürmeyi sağlamak amacıyla uygulanmaktadır.

    İşsizlik sigortası, işçiye parasal destek sağlamakla beraber işe dönük etkin bir eğitim ve işe yerleştirme sistemi ile işsize yeni bir iş bulma imkânı da sağlayarak gelecekte çalışma güvencesi vermektedir.

    Kaynakça
    -09.11.1982 tarihli ve Mükerrer 17863 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan T.C. Anayasası: 49. maddesi

    -08.09.1999 tarihli ve 23810 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu: 46., 47., 48., 49., 50., 51., 52. ve Ek 2. maddeleri

    -10.06.2003 tarihli ve 25134 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 4857 sayılı İş Kanunu: 13., 24. ve 40. maddeleri

    -16.6.2006 tarihli ve 26200 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu: 4., 52., 80., 82. ve Ek 6. maddeleri

    -http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=18645

    -29.07.1964 tarihli ve 11766 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu: Geçici 20. maddesi

    -01.06.2004 tarihli ve 25479 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu: 73. ve Geçici 12. maddesi

    -30.01.2002 tarihli ve 24656 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun Uygulamasına İlişkin 3 No'lu Tebliğ: 3. madde

    -Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun, 06.05.2006 tarih 10-243 Esas ve 271 Numaralı Kararı

    -Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından çıkarılan ve 30.04.2011 tarih ve 27920 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kısa Çalışma ve Kısa Çalışma Ödeneği Hakkında Yönetmelik: 3., 4., 5., 6., 7., 8. ve 9. Maddeler

+ Cevap Ver

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0