Makale "Lebib Yalkın Mevzuat Dergisi"'nden alınmıştır.


MALİ İŞLEMLERDE YETKİ DEVRİ VE
HARCAMA YETKİSİNİN DEVRİ HALİNDE SORUMLULUK

Mustafa Kemal ÇAYIROĞLU
OMÜ Rektör Danışmanı, Mali Hiz. Uzmanı
Özet

Oldukça detaylı bir mevzuat düzenlemesi bulunan mali işlemleri, kabaca gelir ve gider olmak üzere ikiye ayırabiliriz. Kamu gelirlerinin tarh ve tahakkuk ettirilmesinden, kurumlara tahsis edilen ödeneklerin kullanılmasına kadar çeşitli aşamalarda görevli, yetkili ve sorumlu olanların, yapılan işlemlerin hukuka uygun olmasından, kayıp ve kötüye karşı kullanılmasının önlenmesinden yetkili mercilere hesap vermekle sorumlu kılınmıştır.

Bu çalışmada, kamuda mali işlemlerde yetki devri ve harcama yetkilisinin devri halinde idari ve mali sorumluluğun kime ait olacağı üzerinde durulacaktır.

Anahtar Kelimeler: Yetki devri, harcama yetkilisi, muhasebe yetkilisi.



1.Giriş

Yetki, bir görevi, bir işi yasaların verdiği imkânlara göre, belli şartlarla yürütmeyi sağlayan hak, salahiyet, olarak bilinmektedir. Yetki devri; yöneticinin yapması gereken bazı işleri, kendi adına yapması için, aslarına yetki ve sorumluluğunun bir kısmını devretmesidir.


Bilindiği gibi, mali işlemler kamu yönetiminde önemli bir yere sahiptir. Hatta bütçe kanunu meclisten onay alamazsa Hükümetin düşeceği konusunda teamül oluşmuştur. Hükümetler, halka karşı olan görevlerini yapmak için gelir ve gider dengeli bütçe yapmak zorundadır. Gelir ve giderlerin belli kurallar dâhilinde gerçekleştirilmesi için düzenlemeler yapılarak, bu işlemlerin gerçekleşmesinde yetkili ve görevli olanların görev ve sorumlulukları belirlemişlerdir. Ülkemizde mali işlemler 14 Şubat 1327 tarihli (Miladi 1909 tarihli) muaddel Usulü Muhasebei Umumiye Kanunu ile yürütülmekte iken, 1927 tarihinde 1050 sayılı Muhasebei Umumiye Kanunu yürürlüğe girmiş ve 76 yıl yürürlükte kalmış ve AB adaylık sürecinde uyum yasaları kapsamında 2003 yılında çıkarılan ve 2006 yılında yürürlüğe giren, mali mevzuatın Anayasası diyebileceğimiz 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile yürükten kaldırılmıştır. Bu yeni kanun ile mali konularda yetki devri ile ilgili bir takım düzenlemeler yapılmıştır.

Buna örnek vermek gerekirse; Kanun'un 31'inci maddesiyle "harcama yetkilisinin devri", 45'inci maddesiyle "taşınmazların satın alma ve kamulaştırma işlemlerinin yetki devri yoluyla başka kamu idarelerine devri", 58'inci maddesine istinaden çıkarılan İç Kontrol ve Ön Malî Kontrole İlişkin Usul ve Esaslar'ın 14'üncü maddesiyle "ön mali kontrol işlemlerinde yetki devri", 61'inci maddesiyle "muhasebe yetkilisinin yardımcısına yetki devri", düzenlemelerini gösterebiliriz.



2.Harcama Yetkisinin Devri

Harcama yetkilisinin yetki devri konusu, Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nda düzenlenmiş ve yetki devrinin usul ve esaslarını belirleme yetkisi Maliye Bakanlığına verilmiştir.


Buna göre Maliye Bakanlığın tarafından yapılan düzenleme ile harcama yetkilileri, kamu hizmetlerinin etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde sunulmasını sağlamak amacıyla, yetki devrinin yazılı olması, sınırlarının açıkça belirlenmesi ve kurum içinde duyurulması şartıyla yardımcılarına, yardımcıları yoksa hiyerarşik olarak bir alt kademedeki yöneticilere her bir harcama işlemi itibarıyla, mal ve hizmet alımlarında iki yüz elli bin Türk Lirası, yapım işlerinde ise bir milyon Türk Lirasına kadar olan işlemlerde harcama yetkisi devredebileceği belirtilmektedir.


Burada harcama yetkilisinin tanımını yapmakta fayda bulunmaktadır. Harcama yetkilisi "bütçeyle ödenek tahsisi edilen birimin en üst yöneticisidir". Ancak üst yönetici dediğimiz vakit, kurumun en üst yöneticisi anlaşılmamalıdır. Burada kastedilen kurum içerisinde yer alan harcama birimlerinin başında bulunan daire başkanı, işletme müdürü gibi birim üst yöneticileridir. Üst yönetici; "bakanlıklarda müsteşar, diğer kamu idarelerinde en üst yönetici, il özel idarelerinde vali ve belediyelerde belediye başkanıdır". Diğer kamu idarelerine örnek vermek gerekirse, üniversitelerde üst yönetici rektör, Gelir İdaresi Başkanlığı, Yüksek Mahkemeler ve Sayıştay'da o kurumun başkanıdır.




3.Harcama Yetkisinin Devri Halinde Sorumluluk

Harcama yetkisinin devredilmesi, yetkiyi devredenin idari sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı 5018 sayılı Kanun'un 31'inci maddesinde belirtilmektedir. Bu durumda herhangi bir olumsuzluk halinde yetkiyi devreden ve devralanın birlikte mi sorumlu olacağı gibi bir durum ortaya çıkmaktadır. Bu konuda oluşan tereddüdü Sayıştay giderilmiştir. Sayıştay 2007 yılında aldığı kararda; "5018 sayılı Kanunun 31'inci maddesinin dördüncü fıkrası hükmünden doktrinde imza yetkisi olarak adlandırılan yönetsel uygulama kapsamında bir devir anlamı çıkartılamayacağı gibi, yetkiyi devredenin idari sorumluluğunu kaldırmayacağına dair hükümde geçen idari sorumluluğun, mali sorumluluğu da içerdiği varsayımıyla yetkiyi devredenle devralanın Sayıştay'a karşı birlikte sorumlu tutulmaları, başka bir deyişle harcama yetkilerini devretmeleri halinde dahi, harcama yetkililerinin mali sorumluluklarının devam ettiği sonucu da çıkartılamaz." denilerek, mali işlemlerde yetki devrinde mali sorumluluğun yetkiyi devralana geçtiği kabul edilmiştir. Ayrıca hemen belirtelim ki; 5018 sayılı Kanunun 31'inci maddesine veya bu maddeye istinaden yapılan düzenlemelere dayanılarak yapılacak yetki devrinde, yetkisini devreden, yetki devri kaldırılıncaya kadar devrettiği yetkisini kullanamaz, yapılan işlem kendisine yetki devredilenin işlemidir. Karar alma yetkisi, devreden makamdan çıkıp devredilen makama geçmektedir.


Yetki devri ile ilgili bir düzenleme de 3046 sayılı Bakanlıkların Kuruluş ve Görev Esasları Hakkında ... Kanun'un 38'inci maddesinde "... Ancak yetki devri yetki devreden amirin sorumluluğunu kaldırmaz." şeklinde yapılmıştır. Sayıştay; 5018 sayılı Kanun'un, 3046 sayılı Kanuna göre özel kanun niteliğinde olduğu kabul ederek özel kanun hükümlerinin geçerli olacağı yönünde karar vermiştir. Nitekim normlar hiyerarşisine bakıldığında aynı zamanda aynı olayı düzenleyen eşit hukuki statüdeki iki norm birbiriyle çeliştiği takdirde, genel hüküm ve özel hüküm ilişkisi veya önceki düzenleme ve sonraki düzenleme ilişkilerine bakılmak suretiyle söz konusu olaya uygulanacak hukuk normu tespit edilmektedir.


Harcama yetkilisinin devrinde idari sorumluluk; Devlet Memurları Kanunda geçen sorumluluk; "Devlet memurlarının, amiri oldukları kuruluş ve hizmet birimlerinde kanun, tüzük ve yönetmeliklerle belirlenen görevleri zamanında ve eksiksiz olarak yapmaktan ve yaptırmaktan, maiyetindeki memurları yetiştirmekten, hal ve hareketlerini takip ve kontrol etmekten görevli ve sorumludur" yönetsel bir sorumluluktur. Nitekim 5018 sayılı Kanunun Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülmesi sırasında düzenlenen Plan ve Bütçe Komisyonu raporunda "Malî yönetim alanında siyasi, idarî ve malî sorumluluk birbirinden ayrılmakta, kamu idarelerinde malî iş ve hizmetlerin kurulacak malî hizmetler birimi tarafından yapılması, harcama kararını harcama yetkilisinin vermesi, harcama kararlarının malî kontrol yetkilisi tarafından harcama öncesi kontrol edilmesi ve dönem sonunda iç denetçiler tarafından denetlenmesi öngörülmekte; harcama yetkilisinin, malî yönden yaptığı harcamaların mevzuata uygunluğundan, yönetsel yönden ise verimlilik, etkinlik ve tutumluluk ilkeleri çerçevesinde sorumluluğu düzenlenerek, görev, yetki ve sorumluluklar açık bir şekilde ortaya konulmakta, yetki-sorumluluk dengesi yeniden kurulmakta" denilmek suretiyle idari ve mali sorumluğun ayrı sorumluluk türleri olduğu açıkça ifade edilmiştir. Bu durum Sayıştay tarafından da bu şekilde kabul edilmiştir.


Bu itibarla; harcama yetkisini devreden harcama yetkilisinin mali sorumluluğunun bulunmaması, 5018 sayılı Kanunla öngörülen mali sorumluluk sisteminin de doğal bir sonucudur. Sorumluluk denilince aklımıza hemen mali işlemlerle ilgili yolsuzluk, kamu zararı gibi kavramlar gelmektedir. Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır" şeklinde tanımlanarak kamu zararının belirlenmesinde esas alınacak unsurlar, "iş, mal veya hizmet karşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması" ve "mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması" olarak sayılabilir. 5018 sayılı Kanun'un 71'inci maddesinde yapılan bu düzenleme ile sorumluluk sisteminde objektif kusursuz sorumluluk anlayışından vazgeçilmiş bulunulmaktadır. Hal böyle olunca yetki devreden kamu görevlisinin, yetki devralan kamu görevlisinin görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmalleri sonucu ortaya çıkacak bir zarardan sorumlu tutulmaması isabetli olmuştur.




4.Kamu Zararından Doğan Alacakları Taksitlendirme Yetkisinin Devri

Kamu zararından doğan alacakları beş yıla kadar taksitlendirme yetkisi kendilerinde bulunan idarelerin üst yöneticileri, bu yetkiyi sınırlarını açıkça belirtmek suretiyle merkezde yardımcılarına veya strateji geliştirme birimlerine, taşrada ise idarenin en üst yöneticilerine devredebilmektedir.


Ayrıca yasa koyucu zaman zaman kamu alacaklarının tahsili için bazı istisnai düzenlemeler de yapabilmektedir. Örnek olarak; 19.08.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 6736 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanun'u gösterebiliriz. Böyle durumlarda taksit sayısı, ödeme şartları ve işlem yapmaya yetkili kurumlar ayrıca belirlenmektedir.



5.Ön Mali Kontrol Yetkisinin Devri

Ön mali kontrol, 5018 sayılı Kanun'un 55, 56, 57 ve 58'inci maddesine dayanılarak düzenlenen ve 31.12.2005 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan İç Kontrol ve Ön Malî Kontrole İlişkin Usul ve Esaslar'da; idarelerin gelir, gider, varlık ve yükümlülüklerine ilişkin malî karar ve işlemlerinin; idarenin bütçesi, bütçe tertibi, kullanılabilir ödenek tutarı, harcama programı, finansman programı, merkezi yönetim bütçe kanunu ve diğer malî mevzuat hükümlerine uygunluğu ve kaynakların etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde kullanılması yönlerinden yapılan kontrol olarak tanımlanmaktadır. Ön mali kontrole tabi işlemler;

a) Taahhüt evrakı ve sözleşme tasarıları,

b) Ödenek gönderme belgeleri,

c) Ödenek aktarma işlemleri,

d) Kadro dağıtım cetvelleri,

e) Seyahat kartı listeleri,

f) Seyyar görev tazminatı cetvelleri,

g) Geçici işçi pozisyonları,

h) Yan ödeme cetvelleri,

i) Sözleşmeli personel sayı ve sözleşmeleri,

j) Yurt dışı kira katkısı,

olarak belirlenmiştir. Burada belirtilen işlemlerin ön mali kontrol yetkisi mali hizmetler birim yöneticisine aittir. Ancak Usul ve Esasların 14'üncü maddesi "Malî hizmetler birimi yöneticisi, bu yetkisini sınırlarını açıkça belirtmek şartıyla yazılı olarak yardımcısına veya birimin iç kontrol alt birim yöneticisine devredebilir." hükmü uyarınca mali hizmetler birim yöneticisi, belirtilen ilkeler dâhilinde yetki devri yapması mümkündür.



6.Muhasebe Yetkilisinin Yetki Devri

Şimdi ele alacağımız muhasebe yetkilisinin yetki devri konusundan önce muhasebe yetkilisinin tanımını yapmamız faydalı olacaktır. Muhasebe yetkilisi kavramı kamu yönetimine 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile girmiştir. Bu kanundan önce 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanunu hükümleri uyarınca "sayman" olarak bilinen kamu görevlisinin yetki ve sorumluluğu değiştirilerek adına "muhasebe yetkilisi" denilmiştir. TDK'de sayman; "bir kurum, kuruluş vb.nin hesap işleriyle uğraşan kimse, muhasebeci, muhasip" olarak tanımlanmıştır. Kısaca muhasebe yetkilisinin tanımını yapmamız gerekirse; "muhasebe hizmetlerinin yürütülmesinden ve muhasebe biriminin yönetiminden sorumlu, usulüne göre atanmış sertifikalı yönetici" diyebiliriz.


Mali işlemlerde önemli bir konum arz eden muhasebe yetkilisinin yetki devri konusu 2005/9912 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kabul edilen Yönetmelikte düzenlenmiştir. Bu Yönetmelikte muhasebe yetkilisinin yardımcısına yetki devri yapabileceği belirtilmiş ancak, bu yetki devrinin usul ve esaslarını Maliye Bakanlığınca belirleneceği hüküm altına alınmıştır. Bakanlık konu ile ilgili 06.12.2014 tarihli Resmi Gazete'de Tebliğ yayınlamış ve bu Tebliğde muhasebe yetkililerince, yardımcılarına devredilecek görev ve yetkiler, yetki devrine ilişkin esaslar, yetki devri yapabilecek muhasebe yetkilileri belirlenmiştir. Burada muhasebe yetkilisinin iş hacmi ve iş yükü dikkate alınarak, her yıl Maliye Bakanlığınca belirlenen Parasal Sınırlar ve Oranlar Tebliği ile belirlenen parasal tutarlara kadar olan yetkilerin yardımcılarına devredebileceği düzenlenmiştir.


Örnek vermek gerekirse; 2017 mali yılı için vergi ve sair kesintiler düşülmeden önceki tutar yıllık yevmiye sayısı kırk bine kadar olan muhasebe birimlerinde, geçici veya kesin ödeme, iade, mahsup ve bunların muhasebeleştirilmesi işlemlerinde her bir belge için 2.800 TL; yıllık yevmiye sayısı kırk bini geçen muhasebe birimlerinde, geçici veya kesin ödeme, iade, mahsup ve bunların muhasebeleştirilmesi işlemlerinde her bir belge için 4.000 TL; banka teminat mektubu veya menkul değerlerin kayıtlara alınması ile kısmen veya tamamen ilgilisine iadesine ilişkin işlemlerde 15.000 TL'ye kadar olan yetkileri yardımcılarına devredilebilmektedir. Bu tutarlar İstanbul, Ankara, İzmir ve Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu muhasebe birimlerinde 3 katı olarak uygulanabilmektedir.




7.Devlet İhale Kanununa Göre Yapılacak İhalelerde Yetki Devri

Burada, kamu mallarının satışı ve kiraya verilmesi konularında -halen yürürlükte olan Devlet İhale Kanunu'nda geçen ihale yetkilisi (ita amiri) yetkisinin- mülga 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanunu'nun 22'nci maddesi uyarınca "Birinci derecede ita amiri" Bakanlıklarda bakana, yükseköğretim kurumlarında ise 2547 sayılı Kanun'un 57'nci maddesi ile rektöre verildiği görülmektedir. 2886 sayılı Kanun'un halen yürürlükte olan -kamu mallarının satışı ve kiraya verilmesi- işlemleri ile ilgili ihale yetkilisi (ita amiri) görevi Bakanlıklarda 3046 sayılı Kanun'un 38'inci, yükseköğretim kurumların da ise 2547 sayılı Kanun'un 57'nci maddesi uyarınca yetki devri suretiyle alt kademelere devredilmiş olduğu düşünülmektedir. Rektörlerin ita amiri yetkisini dekan, müdür veya genel sekretere devredilebileceğini ancak idari bir birimin amiri olan genel sekretere devretmesinin daha fonksiyonel olacağını hatırlatmamızda fayda bulunmaktadır. Zira günümüzde 5018 sayılı Kanun'a göre "üst yönetici" pozisyonunda olan ve mali konularla ilgili harcama yetkilileri, mali hizmetler birimi ve iç denetçiler aracılığıyla kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getirmesi gereken üst yöneticinin ihale yetkilisi sıfatıyla işlem tahsis etmesi, ihale dokümanlarını, ihale kararını ve sözleşmeyi imzalaması, sonrasında yapılacak denetimlerde kendi yaptığı işlemleri denetlemek anlamına geleceğinden, halen ihale yetkilisi görevini uhdesinde tutmasının ne derece doğru olacağı tartışılması gereken bir konudur. Bu nedenle 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'ndaki ihale yetkilisi tanımının bir an önce yasa koyucu tarafından değiştirilerek, 5018 sayılı Kanuna uyumlu hale getirilmesi ve bu düzenleme yapılıncaya kadar da ita amiri görevlerini uhdesinde tutan yöneticinin yetki devri yaparak devretmeleri daha doğru olacağı değerlendirilmektedir.



8.Sonuç

Anayasada yer alan "Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz" hükmünün doğal sonucu olarak, idari yetkilerin kanunlardan kaynaklanması ve kimin tarafından kullanılacağı kanunlarla belirlenmesi gerekmektedir.


"Yetki devri" yasayla bir makama verilen karar alma yetkisinin, diğer bir makama aktarılması olup; doktrin ve yargısal içtihatlarla, yetki unsurunun nitelikleri dikkate alınarak geliştirilen bir takım koşul ve kurallara tabidir. Anayasa Mahkemesinin 2012 yılında aldığı bir kararda da belirttiği üzere "yetki devri" yasada açıkça öngörülmüş olmalı, yazılı olmalı, hiyerarşik asta yapılmalı ve kısmi olmalıdır.


Harcama yetkilisinin kanuni izin, hastalık, geçici görev, disiplin cezası uygulaması, görevden uzaklaştırma ve benzeri nedenlerle geçici olarak görevinden ayrılması halinde ilgili harcama biriminin harcama yetkilisi vekâleten görevlendirilen kişidir. Harcama yetkilisine vekâlet halinde mali sorumluluk ise, usulüne uygun olarak harcama yetkilisinin yerine vekâlet eden görevliye ait olduğu konusunda hiçbir duraksama yoktur.


Gerçekleştirme görevlisinin, bu görevi ile ilgili yetki devri yapmasına imkân bulunmamaktadır. Ancak harcama yetkilisi tarafından işin durumuna göre gerek duyulması halinde birden fazla gerçekleştirme görevlisi görevlendirilmesi mümkündür.


Harcama yetkilisinin yetki devri halinde mali sorumluluğun yetki devralana ait olduğunu, idari sorumluluğun ise devredende kaldığını yukarıda Sayıştay kararına dayanarak belirtmiştik. Ancak, yetki devralan tarafından yapılacak hukuka aykırı bir işlemde, yetki devredenin emir ve talimatları ile bir yönlendirmesi veya hukuka aykırı işlem ile irtibatlandırılarak bir illiyet bağı kurulamadığı sürece Anayasamızın 38'inci, Türk Ceza Kanunu'nun 20'nci maddesinde düzenlenen "suç ve cezada şahsilik ilkesi" gereğince bir cezai müeyyide uygulanamayacağı ancak 657 sayılı Kanun'un 10'uncu maddesinde belirtilen "sorumluluk ilkesi" gereğince amiri olduğu kurumda işlerin gidişatını sürekli takip ve kontrol etmesi, emir ve talimatları ile yönetmesi, gerekmekte olup, kötü yönetimin mutlaka bir karşılığı -disiplin cezası, görevden alma, tekrar atanmama veya seçilmeme- gibi bir yaptırımının ise her zaman olacağını düşünülmektedir.



Kaynakça
-Akalın Ş. H; ve Ark, Türk Dil Kurumu; Türkçe Sözlük; 11. Baskı; 2011:2586

-Tuncer, P; Yönetim ve Organizasyon; Beta Basım Yayın Dağıtım; 1. Baskı; 2012:183

-Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu, Sayısı:5018; m.31; R.G:24/12/2003

-Harcama Yetkilileri Hakkında Genel Tebliğ; Sayısı: 1 Nolu; m.4; R.G:31.12.2005

-Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu, Sayısı:5018; m.31; R.G:24/12/2003

-Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu, Sayısı:5018; m.11; R.G:24/12/2003

-Sayıştay Genel Kurulu, 14/6/2007 tarih ve 5189/1 sayılı Kararı

-Sayıştay Genel Kurulu, 14/6/2007 tarih ve 5189/1 sayılı Kararı

-Kuluçlu, E; Türk Hukuk Sisteminde Normlar Hiyerarşisi ve Sayıştay Denetimine Etkileri; Sayıştay Dergisi; Sayı:71; 2008:3,4,8,20

-Devlet Memurları Kanunu; Sayısı:657; m.10; R.G:23.7.1965

-TBMM Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu Tasarısı ve Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/692)

-Sayıştay Genel Kurulu, 14/6/2007 tarih ve 5189/1 sayılı Kararı

-Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu, Sayısı: 5018; Değişiklik: 5628/4, 5436/10, 5628/4; m.71

-Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yön.; 2006/11058 BKK; m.16/4; R.G:19.10.2006

-Akalın Ş. H; ve Ark, Türk Dil Kurumu; Türkçe Sözlük; 11. Baskı; 2011:2050

-Muhasebe Yetkililerinin Eğitimi, Sertifika Verilmesi ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yön.; 2005/9912 BKK; m.26; R.G:21.01.2006

-Muhasebe Yetkililerince Yapılacak Yetki Devri Muhasebat Genel Müdürlüğü Genel Tebliği; Sayısı:38 Nolu; m.4,5,6; R.G:06.12.2014

-Muhasebat Genel Müdürlüğü Genel Tebliği Parasal Sınırlar ve Oranlar; Sayısı:54 Nolu; R.G:13.01.2017

-1982 Anayasası; Sayısı:2709; m.6,38; R.G:09.11.1982

-Anayasa Mahkemesi; Karar Sayısı:2012/173; Karar Tarihi:08.11.2012

-Sayıştay Genel Kurulu, 14/6/2007 tarih ve 5189/1 sayılı Kararı

-İç Kontrol ve Ön Malî Kontrole İlişkin Usul ve Esaslar; m.12,14; R.G:31.12.2005