+ Cevap Ver
7 sonuçtan 1 ile 7 arası
Şu an Kararlar & Evlendirme vb. Konular kategorisindeki İdari İşlemlerin Unsurları isimli konuyu okuyorsunuz.
  1. #1
    Forum Üyesi Ferruh Atalay - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    17 Ağustos 2013
    Yer
    Malatya
    Mesajlar
    922

    İdari İşlemlerin Unsurları

    İdari İşlemlerin Unsurları

    Bir idari işlemin "yetki", "şekil", "usûl", "sebep", "konu" ve "amaç" olmak üzere 6 unsuru vardır.

    - Yetki Unsuru: Yetki, idari makamı işgal eden kişi/kişilerin kamu tüzel kişisi adına hukuki işlemler yapabilme yeteneğidir. İdari işlem; belli bir hukuki sonucu doğurmaya yönelik bir irade açıklamasıdır. Bu irade açıklamasının yöneldiği sonucu doğurabilmesi için herhangi bir kişi değil, idare adına irade açıklamaya ehil olan bir kişi/kişiler tarafından açıklanması gerekir. İdari işlemin özünü oluşturan irade açıklamasının kim/kimler tarafından yapılacağı hususu, o işlemin "yetki unsuru"nu oluşturur. Örneğin belediye kanunu ile Başkan, meclis ve encümene verilen yetkiler.

    - Şekil Unsuru : Şekil, iradeyi açıklamak için kullanılan araca, kalıba denir. İdari işlemler kural olarak yazılı şekle tabidir. yani idari işlemi oluşturan iradenin bir belgede yazılı olarak açıklanması gerekir. İdari işlem, şekil olarak yetkili makamın imzasını taşıyan bir metindir. Bu metin, aksi kanunla öngörülmedikçe, kağıt üzerinde yazılı ve kağıt üzerinde ıslak imzalı olmalıdır.
    İdari işlemin metni, devletin resmi dili olan Türkçe olarak kaleme alınmalıdır.
    Şekil unsurunun istisnaları, 5070 sayılı Elektronik imza kanununda öngörülen idari işlemler, kolluk kuvvetlerince alınan sözlü kararlar, itfaiye/ambulans aracı sireni, trafik polisinin el-kol haraketleri ile trafiği yönetmesi ve zımni kararlardır.

    - Usûl Unsuru : Usûl, idari işlemin yapılmasında izlenen yollar demektir. İdari işlemin özünü oluşturan irade, bazı durumlarda tek kişi tarafından doğrudan ve derhal açıklanır. Burada uyulması gereken bir usûl kuralı yoktur. Ancak bazı hallerde iradenin açıklanması için izlenmesi gereken bir usûl vardır. Bir irade açıklanmadan önce bir hazırlık sürecinden geçer, olgunlaşır ve belli şartlar dahilinde tespit edilip açıklanır.


    Teklif Usûlü: Bazen kanunlar bir işlemin yapılma yetkisini belli bir makama vermekle birlikte, bu makamın bu işlemi yapabilmesi için bir diğer makamın teklif'te bulunmasını şart koşar. Buna Teklif Usûlü denir. Örneğin "Valiler, İçişleri Bakanlığının teklifi, bakanlar Kurulunun kararı ve Cumhurbaşkanının tasdiki ile tayin olunurlar" durumunda olduğu gibi teklif edecek makamın teklifinin olmaması bu kararın usûl yönünden sakat olması demektir.

    Danışma Usûlü : Bazen kanunlar bir işlemi yapmaya yetkili makamın işlemi yapmadan önce diğer bir makama veya kurula danışmasını görüşünü alması şartını getirmiştir. Buna danışma usûlü adı verilir. Danışılan makamın verdiği danışma kararına görüş ( mütalaa) adı verilir. Örneğin Bakanlar Kurulu bir konuda Tüzük çıkartmadan önce Danıştaya danışmak zorundadır.

    Çelişme Usûlü : Bazı durumlarda idare karar almadan önce kararın muhatabı olan kişinin bu konudaki görüşünü/itirazlarını almak zorundadır. Buna Çelişme Usûlü denir. Bu usûle başvurulmasının sebebi, ilgili kişinin savunma hakkını güvenceye almaktır. Çelişme usûlü disiplin cezalarına ilişkin olarak öngürülmüştür. Ayrıca Rekabet Kurulu gibi bağımsız idari otoritelerin karar alma sürecindede uygulanır. Bu usûlün öngörüldüğü durumlarda muhatabın savunması alınmadan veya diyeceklerini dinlemeden işlem tesis edilmesi usûl bakımından sakatlığı sonucu doğurur ve işlem iptal edilir.

    Usûlde Paralellik İlkesi: Bir işlemin yapılması için kullanılan usûl, kanun aksini öngörmemiş ise o işlemin değiştirilmesi veya ilga edilmesi içinde kullanılmalıdır. Örneğin Bakanlar Kurulunun yürürlükteki bir tüzekte değişiklik yapmak veya onu yürürlükten kaldırmak için yine Danıştayın incelemesi koşulunu yerine getirmesi gerekir.

    Vergi hukukundada Vergi Usûl Kanunu, vergi kanunlarının uygulamasında izlenecek yolu göstermektedir.

    - Sebep Unsuru: Sebep, idareyi bir işlem yapmaya sevk eden hukuki veya fiili etkenlerdir. İdarenin bir işlemi yapabilmesi için onu yapmaya yetkili olması yetmez; ayrıca onu yapmaya birde sebebi olmalıdır. Bazen sebep açık seçik belirtilmiş olabilir. Örneğin bir yıl içerisinde 20 gün mazeretsiz göreve gelmeyen memur, memuriyetten çıkartılır. (DMK. Madde 125). Bazende idari işlemlerin sebepleri; "Milli Güvenlik" Kamu Düzeni", "Genel Ahlak", "Genel Sağlık" gibi genel ve belirsiz kavramlarla belirtilir.

    - Konu Unsuru : İdari işlemin konusu, onun doğurduğu hukuki sonuçtur. örneğin kamulaştırma işleminin konusu; taşınmaz üzerindeki özel mülkiyetin sona ermesi ve taşınmazın mülkiyetinin idareye geçmesidir. Emekliye sevk işleminin konusu; kişinin memur durumundan çıkartılıp emeklilik durumuna sokulmasıdır.

    - Amaç Unsuru : Amaç idari işlemi yapan kişinin, bu işlemle ulaşmak istediği sonuç konusundaki niyet ve düşüncedir. Örneğin Kanun, belediyelere; doğal afet zamınında bundan etkilenenlere her türlü hizmeti ücretsiz yerine getirme yetkisini vermiş olmasına rağmen, belediye bu gibi durumlarda bazı hizmetleri ücret karşılığı kendisine gelir elde etmek amacıyla yaparsa amaç unsuru bakımından hukuka ayrılık teşkil etmiş olacaktır.


    Yukarıdaki açıklamalar: sn. Kemal Gözler ve sn. Gürsel Kaplan'nın Kısa İdare Hukuku isimli kitabından alınmıştır.

  2. #2
    Forum Üyesi Ferruh Atalay - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    17 Ağustos 2013
    Yer
    Malatya
    Mesajlar
    922
    Alıntı Ferruh Atalay İsimli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    İdari İşlemlerin Unsurları
    - Şekil Unsuru : Şekil, iradeyi açıklamak için kullanılan araca, kalıba denir. İdari işlemler kural olarak yazılı şekle tabidir. yani idari işlemi oluşturan iradenin bir belgede yazılı olarak açıklanması gerekir. İdari işlem, şekil olarak yetkili makamın imzasını taşıyan bir metindir. Bu metin, aksi kanunla öngörülmedikçe, kağıt üzerinde yazılı ve kağıt üzerinde ıslak imzalı olmalıdır.
    İdari işlemin metni, devletin resmi dili olan Türkçe olarak kaleme alınmalıdır.
    Şekil unsurunun istisnaları, 5070 sayılı Elektronik imza kanununda öngörülen idari işlemler, kolluk kuvvetlerince alınan sözlü kararlar, itfaiye/ambulans aracı sireni, trafik polisinin el-kol haraketleri ile trafiği yönetmesi ve zımni kararlardır.

    Yukarıdaki açıklamalar: sn. Kemal Gözler ve sn. Gürsel Kaplan'nın Kısa İdare Hukuku isimli kitabından alınmıştır.
    Şeklin tanımı;
    Şekil, hukuk düzeninde değişiklik meydana getirmeye yönelik iradenin kendisiyle açıklandı şeydir.Şekil, irade açıklamak için kullanılan kalıba denir.
    Şekil, dendiği zaman, hukuki işlemin içeriği değil, hukuki işlemin taşıyıcısı, içinde yer aldığı belge anlaşılır.

    Özel hukukta şekil serbestisi geçerlidir(Evlenme, gayrimenkul alım satım vb hariç). Zira özel kişilerin kendi çıkarlarını her halükarda koruyabilecekleri ihtiyatsız davranmayacakları varsayılmıştır. İdari işlemlerde ise özel çıkarlar olmadığı için aynı hassasiyetin gösterilmeyebileceği ihtimali vardır.
    Bu sebeple idari işlemlerde şekil şartı, hem yetkililerin işlem yapmadan önce çok iyi düşünmelerini, hemde idarenin denetlenmesinin mümkün kılınması amaçlanmıştır.
    ayrıca şekil şartı idareye bir güvence sağlar.

    İdari işlemler kural olarak yazılı şekle tabidir. Anayasamızın 125. maddesinin 3. fıkrasıda dolaylı olarak yazılı şekil şartını kabul etmektedir.
    Kısaca idari işlem, yetkili makamın ıslak imzasını taşıyan ve kağıt üzerinde yazılı olarak bulunan metinler şeklindedir.
    Islak imzanın istisnaları, 5070 sayılı kanunda belirtilmiştir. Bu kanunda belirtilen koşulları yerine getiren idari makamlar elektronik ortamda idari işlem tesis edebilirler.
    bu durumda e-imza, ıslak imzanın doğurduğu hüküm ve sonuçları doğurur. Bu kanuna dayanmadan bir idari makamın elektronik ortamda işlem tesis etmesi mümkün değildir. 5070 sayılı kanun dışında ancak elektronik ortamda işlem tesis etmek için, ayrıca ve açıkça kanunla öngörülme gerekir. Örneğin 6114 , 2547 sayılı kanunlarda olduğu gibi.

    Elektronik ortamda yapılan (e-imza ile imzalanan) bir işlemin normal tebliğ usulü, bu işlemin yazıcıdan çıktısını alıp normal PTT yolu ile ilgilisine tebliğ edilmesidir.
    Keza 7201 sayılı kanunun 7/A maddesinde öngörülen koşullar var ise elekronik yolla muhataba tebliği edilebilir.

    İstisnalar: Yazılı şeklin istisnaları, kolluk kuvvetlerinin el kol işaretleri, sözlü kararları, trafik ışıkları, ambulans, itfaiye sirenleri ve zımmi kararlar yazılı şeklin istisnalarını oluşturmaktadır. Ayrıca, idare kendisine yapılan bir başvuruya 60 gün boyunca susması başvurunun reddedildiği anlamına gelmektedir. Bu durumda idarenin ne yazılı nede sözlü veya el kol hareketi yapmasıda gerekmemektedir.

    İdari işlemin metninde bulunması gerekli unsurlar.
    Genel olarak idari işlemin metninde irade açıklaması ve imza zorunludur. Bunun dışında , muhatabın adı, tarih, yer, hukuki dayanaklar, gerekçeler zorunlu olmamakla beraber bulunmasında yarar vardır. Zira bazı zorunlu olmayan unsurlar bir idari işlem için kanunlarca zorunlu tutulmuş olabilir.

    İrade açıklaması: şekil şartı olan metin, hukuki işlemin özünü oluşturan irade açıklamasının dış görünüşü olduğuna göre, metinde haliyle belli bir sonuç doğurmaya yönelik bir irade açıklaması vardır. "başurunuz reddedildi" " işinize son verildi" gibi 2-3 kelimelik bir irade açıklaması olabileceği gibi bu irade açıklaması sayfalarcada olabilir.

    İmza: Bir işlemin yetkililer tarafından yapılıp yapılmadığı kural olarak işlemin altında onlara ait imzasının bulunup bulunmadığıa bakılarak anlaşılır.
    İşlemin altında kimin imzası var ise, işlemin onun tarafından yapılmış olduğu varsayılır. İmza sahibi kiş yetkisiz ise, yetkili makamın emri ve talimatıyla veya onun izni ile hareket etmiş olması işlemin kişi yönünden yetkisizlikle sakat olması sonucunu etkilemez. İmza en önemli şekil şartı olup, imzalanmamış bir idari işlem "proje" niteliğindedir.
    İlgilisine tebliğ edilen suratte imza bulunmayabilir. İmza yetkili kişinin el yazısı ile atılmalıdır. İşlem birden çok imza taşıyor ise ve imzalardan biri yetkili makamın imzası ise işlemin hukuka uygun olduğu varsayılır.

    Muhatabın adı:
    İdari kararın metninde, bu kararın muhatabı olan kişinin ismi yer almalı veya metinden bu kişinin kim olduğu açıkca anlaşılmalıdır. Bir idari kararın metninde muhatabın adı geçmemekle birlikte karar muhataba tebliğ edilmiş ise muhatabın belirtilme şartı yerine getirilmiş sayılır.

    Tarih: İdari işlemin metninde, yapıldığı tarihin belirtilmesi zorunlu değildir. fakat tarihin belirtilmiş olmasının pek çok yararı vardır.

    Yer: İdari işlemler yer belirtmek bazı istisnalar dışında zorunlu değildir. İmzalanan işlemin yeri hiç önemli değildir.
    (Eski İl Özel İdaresi kanununda "İl Genel Meclisinin Başka Yerde toplanarak aldığı kararlar yok hükmünde idi")

    Başvuru yolları ve süresi:
    İdarenin, ilgili kişinin bu işleme karşı başvurabileceği idari ve yargısal başvuru yollarını ve bunları hangi süre içerisinde yapması gerektiğini yazması gerekmektedir. (Anayasamızın 40. maddesi)

    Hukuki Dayanaklar:
    Hukuki dayanakların belirtilmesi zorunlu değildir. Bunların belirtilmemesi veya hatalı belirtilmiş olmaları işlemi hukuka aykırı hale getirmez.
    Hukuki dayanaklar, işlemin dayandığı kanunlar, yönetmelikler, kararlar vb leridir. Genelde metinde öncelikli olarak hukuki dayanaklar yer alır.

    Gerekçe:
    Gerekçe idari kararının alınmasına yol açan maddi ve hukuki sebeplerin tam açıklanmasını içeren bir metindir. Gerekçe asıl karar içerisinde olabileceği gibi asıl kararın ekindede yer alabilir.
    İdari kararlarda gerekçenin belirtilmesi zorunlu değildir. (Bazı kanunlarda aksine hükümler vardır 1615 ,4982 sayılı kanunlar gibi)
    Yapılan her idari işlemin bir sebibi vardır, fakat her sebebin bir gerekçesi olmayabilir.
    Gerekçenin belirtilmesi;
    Demokrasi ilkesi ile uyum içindedir.
    İdare edilenlere hesap verir.
    İdarenin yapacağı işlemin doğruluğunu ve yerindeliğini dikkatlice incelemeye sevk eder.
    Gerekçeyi öğrenen muhatap dava açmaya gerek olup/olmadığını kendisi takdir edebilir.
    İdarenin denetlenmesi açısından faydalıdır.

    Gerekçenin belirtilmesinin dezavantajları
    İdarenin yavaş çalışmasına yol açabilir
    Zaman alıyor olması bakımından bazen idari işlemden vazgeçilebilir buda kamu hizmetlerinin aksamasına yol açabilir
    Gerekçe belirtilmeyen işlemler bazen mahkemeler tarafından iptal edilebilir.

  3. #3
    Forum Üyesi Ferruh Atalay - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    17 Ağustos 2013
    Yer
    Malatya
    Mesajlar
    922
    Alıntı Ferruh Atalay İsimli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    İdari İşlemlerin Unsurları
    - Sebep Unsuru: Sebep, idareyi bir işlem yapmaya sevk eden hukuki veya fiili etkenlerdir. İdarenin bir işlemi yapabilmesi için onu yapmaya yetkili olması yetmez; ayrıca onu yapmaya birde sebebi olmalıdır. Bazen sebep açık seçik belirtilmiş olabilir. Örneğin bir yıl içerisinde 20 gün mazeretsiz göreve gelmeyen memur, memuriyetten çıkartılır. (DMK. Madde 125). Bazende idari işlemlerin sebepleri; "Milli Güvenlik" Kamu Düzeni", "Genel Ahlak", "Genel Sağlık" gibi genel ve belirsiz kavramlarla belirtilir.
    Yukarıdaki açıklamalar: sn. Kemal Gözler ve sn. Gürsel Kaplan'nın Kısa İdare Hukuku isimli kitabından alınmıştır.
    Sebep unsurları, idari işlemlen önce gelir ve onun dışında yer alırlar. İdarenin bir işlem yapabilmesi için onu yapmaya yetkili olması yetmez; ayrıca onu yapmaya sebebi olmalıdır.

    İdari işlemin sebebi bir "maddi fiil (fiili sebepler)" olabileceği gibi işlemden önce yapılmış bir "hukuki işlem(hukuki sebepler) "de olabilir.

    Polis vazife ve salahiyet kanunun 8. maddesine göre kumar oynanan umumi veya umuma açık yerler idarece kapatılır.
    Bu maddedeki kapatma işleminin sebebi kumar oynama fiilidir. İdareyi işlem yapmaya yönelten etken, yani sebep fiili bir sebeptir.

    5901 sayılı kanun 33. maddesine göre Türk vatandaşlığı iptal edilen kişilerin Türkiyede'ki malları tasfiye olunabilir. Buradaki tasfiye işleminin sebep unsuru bir başka idari işlem (vatandaşlığın iptal kararı) oluşturur. Bu işlemdeki "vatandaşlığın iptal kararı" bir "hukuki sebep"tir.

    Sebep ister hukuki ister fiili olsun her durumda sebep mevcut olmalıdır. Yani kumar oynama fiili mevcut değilken umuma açık yer kapatılmış veya vatandaşlıktan çıkarılma kararı yokken kişinin malları tasfiye edilmiş ise söz konu işlemler sebep unsuru bakımından hukuka aykırı olurlar.

    İdari işlemlerin sebepleri bazen kanunlarda açık seçik açıktır ( 657 s. kanun m.125 deki gibi), bazende kanunlar idari işlemin sebebini "Milli Güvenlik" Genel Sağlık" "Kamu Düzeni" vb gibi belirsiz kavramlar kullanarak belirler.
    Bazende "ihtiyaç Halinde" "Lüzum Görüldüğünde" gibi daha belirsiz kavramlar ile yapılacak idari işlemin sebep unsurunu tespit edebilir.
    Örneğin, 5434 sayılı kanunun mülga 39. maddesine göre 30 hizmet yılını doldurmuş olan memurlar kurumlarınca "lüzum görüldüğünde" re'sen emekliye sevk edilebilirler" şeklinde.

    İdarenin sebep unsuru belirsiz kavramlarla ifade edilmiş olsa bile, idare böyle durumlarda sebep olarak belli somut olay ve durumlara dayanmak zorundadır.
    İdare yaptığı idari işlemi "Genel Sağlık" sebebi ile yaptığını söylüyor, ama ilgili kişinin "Genel Sağlık" açısından sakınca teşkil eden fiilini gösteremiyorsa işlem sebep unsuru bakımından hukuka aykırı olur. Keza idare kişinin bir takım fiillerini gösteriyor fakat bu filler "Genel Sağlık" ile alakasız ise idarenin işlemi yine hukuka aykırıdır.

    Bazende sebep unsuru kanunlarda hiç gösterilmemiştir. Örneğin. 657 sayılı Kanunun 76. maddesi. naklen atama işleminin sebebi hiçbir şekilde belirtilmemiş ve dahası kanun idareye işleminde bir sebep gösterme zorunluluğu getirmemiştir.
    Böyle durumlarda idarenin geniş bir " değerlendirme marjı" vardır. Fakat bu durumda bile idare nin bu marjı mutlak ve sınırsız değildir. Bir kere idare, sebepsiz yere işlem yapamaz. İdare yaptığı bir işlemde mutlaka bir sebebe dayanmak zorundadır. Üstelik idarenin dayandığı bu sebep mevcut olmalı ve kamu yararına yönelik bir sebep olmalıdır.

  4. #4
    Forum Üyesi Ferruh Atalay - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    17 Ağustos 2013
    Yer
    Malatya
    Mesajlar
    922
    Alıntı Ferruh Atalay İsimli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    İdari İşlemlerin Unsurları


    - Konu Unsuru : İdari işlemin konusu, onun doğurduğu hukuki sonuçtur. örneğin kamulaştırma işleminin konusu; taşınmaz üzerindeki özel mülkiyetin sona ermesi ve taşınmazın mülkiyetinin idareye geçmesidir. Emekliye sevk işleminin konusu; kişinin memur durumundan çıkartılıp emeklilik durumuna sokulmasıdır.

    Yukarıdaki açıklamalar: sn. Kemal Gözler ve sn. Gürsel Kaplan'nın Kısa İdare Hukuku isimli kitabından alınmıştır.
    İdari işlemin konusu, onun doğurduğu hukuki sonuçtur.
    Belediyenin arsa satışının konusu, arsanın mülkiyetinin belediyeden çıkıp bir alıcıya geçmesi, alıcınında bu arsa karşılığında belediyeye bir bedel ödemesidir.
    Belediyenin mezarlıklardaki yabani otların temizlenmesi hakkında aldığı kararın konusu, mezarlıklardaki yabani otların temizliğidir.

    Konu unsurunda sakatlık halleri;

    (1) Konunun imkansız olması; İdari işlemin konusu mümkün olmalıdır. konu mümkün değilse işlem konu bakımından sakattır. Örneğin memur olarak atanmış biri daha önce vefat etmiş ise işlem konu yönünden sakattır.

    (2) Konunun kanuna aykırı olması; İdari işlemin konusu kanuna uygun olmalıdır. Burada kanun dar anlamı ile değil idarenin uymak zorunda olduğu , Anayasa, Kanun, KHK, tüzük yönetmelik gibi tüm normlar anlaşılmalıdır.

    a) Pozitif kanuna aykırılık: İdari işlemin konusunun hukuk kurallarına aykırı olması durumudur.

    aa) Yasak konularda İdari işlem yapmak: Kanunun açıkça yasakladığı bir konuda idari işlem yapma durumudur.
    Bir belediyenin inşaat yapılması yasak olan bir yere inşaat ruhsatı vermesi
    Belediyenin kendi mülkiyetinde olan ve tarihi eser kapsamındaki bir binayı yıkarak yerine otopark yapması
    diğer kanunlar ile yasak edildiği için konu bakımından sakattır.

    ab) Temel hak ve hürriyetlerin idari işlemler ile sınırlandırılması : temel hak ve hürriyetler ancak kanun ile sınırlandırılabileceği için idari işlemler vatandaşların temel hak ve hürriyetleri idari işlem ile sınırlandırılması konu bakımından sakattır.

    ac) Kanun uygulamasını konu bakımından genişletmek; Belirli bir husu için kanunla öngörülmüş olan konu, kanunda öngörülmeyen bir başka husus için uygulandığında konu bakımından sakattır.
    Türk vatandaşı olan kadının askere alınması kanun uygulamasının konu bakımından genişletilmesidir ve sakattır.

    ad) Kesin hükmün ihlali; idare tarafından "kesin hükmün ihlalide" konu yönünden sakattır ve hukuka aykırılık teşkil eder.
    Mahke tarafından iptal edilmiş bir inşaat ruhsatının tekrar ilgili kişiye verilmesi işlemi konu bakımından hukuka aykırılık teşkil eder.

    b) Negatif kanuna aykırılık; idarenin uygulamak zorunda olduğu bir hukuk kuralını uygulamayı reddetmesi, almak zorunda olduğu bir kararı almaktan kaçınması negatif kanuna aykırılık olarak ortaya çıkar.

    ba) İsteminin reddedilmesi; İlgili mevzuatı uyarınca kabul edilmesi gereken bir izin (ruhsat) talebinin idarece reddedilmesi halinde hukuka aykırılık vardır.

    Tüm şartları yerine getiren bir kasap, dükkanını açmak için gerekli izni belediyeden alamamış (Belediye vermemiş ise) işlemde negatif kanuna aykırılık vardır.

    bb) Bildirimin kabul edilmemesi; Bildirim koşuluna bağlı faaliyetlerde, örneğin sendika kurulmasında, ilgili kişilerin kurduğu sendika ile ilgili belgeleri idaenin teslim almaması kabul etmemesi konu bakımından negatif kanuna aykırılık oluşturur.

    bc) Mahkeme kararına uyulmaması; İdarenin bir mahkeme kararına uymaması yani kararın gereği olan işlemi tesis etmemesi durumuda konu bakımından negatif bir aykırılık hali vardır.

    İdari işlemin, Sebep ve Konu unsuru arasındn çok sıkı bir ilişki vardır. Zira çoğunlukla hukuk kuralları, hangi sebeplerin hangi sonuçları doğuracağını yani belli bir sebebin varlığı halinde yapılacak işlemin konusunun ne olacağını tespit etmektedir.
    Örneğin 657 s.k. 125 maddesi B bendine göre, "devlete ait resmi araç, gereç ve benzeri eşyayı özel işlerde kullanmak" fiili(=sebep), "kınama cezası"nı(=konu) gerektirir.

    Belirli sebepler var ise, idare bezen belirli işlemleri yapmak zorundadır, bazende değildir, Bu iki durum "Bağlı Yetki" ve "Takdir Yetkisi" olarak ifade edilir.

    Bağlı Yetki: Kanun belirli bir durumda idarenin belli bir karar almasını emrediyor ise ortada "bağlı yetki" vardır. Diğer bir ifade ile idare, bağlı yetki olduğu durumlarda alınabilecek muhtemel kararlar arasında seçme imkanına sahip değildir. İdarenin yapacağı tek şey kanunun öngördüğü kararı almaktan ibarettir.

    Taktir Yetkisi: İdarenin belli bir konuda karar alıp almama veya birden fazla karar arasında seçim yapma imkanıdır.
    Belediye kanununun 17nci maddesinin (n) bendine göre, "meydan, cadde, sokak, park, tesis ve benzerlerine ad vermek" yetkisi Belediye Meclisne aittir.
    Bu durumda belediye meclisi açılan bir parka isim verme konusunda A olsun B olsun C olsun gibi bir isim belirleme konusunda takdir yetkisine sahiptir.
    Konu Ferruh Atalay tarafından (20 Haziran 2015 Saat 23:30 ) değiştirilmiştir.

  5. #5
    Forum Üyesi Ferruh Atalay - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    17 Ağustos 2013
    Yer
    Malatya
    Mesajlar
    922
    Alıntı Ferruh Atalay İsimli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    İdari İşlemlerin Unsurları


    - Amaç Unsuru : Amaç idari işlemi yapan kişinin, bu işlemle ulaşmak istediği sonuç konusundaki niyet ve düşüncedir. Örneğin Kanun, belediyelere; doğal afet zamınında bundan etkilenenlere her türlü hizmeti ücretsiz yerine getirme yetkisini vermiş olmasına rağmen, belediye bu gibi durumlarda bazı hizmetleri ücret karşılığı kendisine gelir elde etmek amacıyla yaparsa amaç unsuru bakımından hukuka ayrılık teşkil etmiş olacaktır.

    Yukarıdaki açıklamalar: sn. Kemal Gözler ve sn. Gürsel Kaplan'nın Kısa İdare Hukuku isimli kitabından alınmıştır.
    Amaç Unsuru
    Amaç (maksat, gaye, but) idari işlem ile ulaşılmak istenen nihai sonuçtur. Amaç idari işlemi yapan kişinin, bu işlemle ulaşmak istediği niyet ve aklındaki düşüncelerdir.

    1-Yetki Saptırması; Yetki saptırması, bir idari makamın yetkilerini kullanması gerektiği amaçla değil, başka bir amaçla kullanmasıdır. Diğer bir ifade ile "yetki saptırması" idari işlemin amaç unsuru bakımından hukuka aykırı olmasıdır.
    a) Kamu Yararı Dışında Bir Amaçla Yapılmış işlemler; Bütün idari işlemler kamu yararı amacı'na yönelik olmak zorundadır. Bu nedenle, idari işlemin amaç unsurunda idarenin takdir yetkisi yoktur.
    İşte Kamu yararına yönelik olmayan idari işlemler amaç unsuru bakımından sakattır.

    aa) Kişisel Amaç; Kişisel maksat güdülerek yapılan idari işlemler amaç unsuru bakımından sakattır. Örneğin öç alma, özel çıkar sağlama gibi amaçlarla yapılmış idari işlemler.

    bb) Siyasi Amaçlar; Siyasi maksat güdülerek yapılan idari işlemler amaç unsuru bakımından sakattır. Örneğin bir sicil amirinin astına sicil notu verirken onun siyasi eğilimlerine göre sicil notu vermesi, Bir başka ülkede yaşanan siyasi olaylar nedeni ile Türkiyedeki bir belediyenin o ülkenin elçiliğinin suyunu kesmesi gibi.

    cc) Üçüncü Kişiye Yarar Sağlama Maksadı; İdari makamın sadece kendisi için değil, bazen üçüncü kişilere özel çıkar sağlamak amacıyla yaptığı işlemlerde yetki saptırması bakımından sakattır.
    örneğin bir ev sahibini tatmin etmek için evin önündeki yolu trafiğe kapatmak, belde tacirini korumak maksatı ile seyyar satıcıların belde sınırlarına girmesine izin verirmemesi amaç unsuru bakımından sakattır.

    b) Özel Maksadı Aşan İşler;
    "Kamu yararı" bütün idari işlemlerin genel amacıdır. Ançak hiçbir idari makam Kamu Yararının bütünü ile gerçekleştirmek için yetki almamıştır. Her bir makam ancak "kamu yararının özel bir katagorisini" gerçekleştirmek için yetki almıştır.
    Kamu yararı özel katagorisine "Özel maksat", bütün idari makamların faaliyetlerinin faaliyetlerinin hedeflendiği nihai sonuç olan kamu yararına da "genel maksat" denir.
    Bir idari makamın özgülendiği (kamu yararı özel katagorisi) dışında başka bir kamu yararı amacıyla işlemde bulunması halinde de yetki saptırması vardır.

    2-Yetki Saptırmasının Sınırları;
    Yetki saptırmasının mevcut olması, yani idari işlemin maksat bakımından sakatlığın bulunması işlemin iptali sonucunu doğurmaz.
    a) Bağlı Yetki hali; Bağlı yetki halinde, yetki saptırması bir iptal nedeni değildir. Yani idare belirli bir sebebin ortaya çıkmasıyla her hakükarda belirli bir kararı almak zorunda ise, idarenin bu kararı alırken zihninde hangi düşünce geçmiş olursa olsun, bu işlem yetki saptırması nedeni ile iptal edilemez. Böyle hallerde, işlemin sebebi ve konusu önceden kanunla saptanmıştır.

    b) Maksatların Çokluğu Hali;İdare, bir işlemi yaparken birden çok amaç gütmüş olabilir. İşlemin asıl amacı hukuka uygun ise, ilave maksatlar'ın hukuka aykırı olması işlemin iptalini gerektirmez.
    Fakat ilave maksatlar hukuka uygun ama asıl maksat hukuka aykırı ise işlem hukuka aykırı olur.

    3- Yetki Saptırmasının Özel Bir Türü Usûl saptırması;
    Usûl saptırması, idarenin belli bir amaç için öngörülmüş bir usûlü, başka bir amaç için kullanması durumunda ortaya çıkar. Usûl saptırması yetki saptırmasının bir türüdür.Bir idari makam, kendisine belirli bir amaçla verilmiş bir yetkiyi o amaçla değil başka bir amaçla kullanmaktadır.
    Örneğin, Belediyenin ihtiyaç duyduğu bir arsayı kamulaştırmak yerine işgal usûlü ile el atmasıdurumunda usûl saptırması vardır.
    Konu Ferruh Atalay tarafından (30 Haziran 2015 Saat 16:50 ) değiştirilmiştir.

  6. #6
    Forum Üyesi Ferruh Atalay - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    17 Ağustos 2013
    Yer
    Malatya
    Mesajlar
    922
    Alıntı Ferruh Atalay İsimli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    İdari İşlemlerin Unsurları

    - Yetki Unsuru: Yetki, idari makamı işgal eden kişi/kişilerin kamu tüzel kişisi adına hukuki işlemler yapabilme yeteneğidir. İdari işlem; belli bir hukuki sonucu doğurmaya yönelik bir irade açıklamasıdır. Bu irade açıklamasının yöneldiği sonucu doğurabilmesi için herhangi bir kişi değil, idare adına irade açıklamaya ehil olan bir kişi/kişiler tarafından açıklanması gerekir. İdari işlemin özünü oluşturan irade açıklamasının kim/kimler tarafından yapılacağı hususu, o işlemin "yetki unsuru"nu oluşturur. Örneğin belediye kanunu ile Başkan, meclis ve encümene verilen yetkiler.

    Yukarıdaki açıklamalar: sn. Kemal Gözler ve sn. Gürsel Kaplan'nın Kısa İdare Hukuku isimli kitabından alınmıştır.
    İdare adına irade açıklamaya yetkili kişiler, bu yetkilerini Anayasa ve kanunlardan alırlar.

    1- Yetki kuralları (Yetkilerin ortak özellikleri)
    a) İdare hukukunda yetkiler anayasa ve kanunlardan kaynaklanır (2709 sayılı kanun madde 6.). Diğer bir ifade ile, idare hukukunda yetkiler "verilmiş yetki" niteliğindedir. Bir kişiye anayasa ve kanunlarla yetki verilmemiş ise o kişi yetkisizdir.
    b) İdare hukukunda yetkiler istisnai niteliktedir. İdari makamların sahip oldukları yetkiler kendilerine anayasa ve kanunlarla verilmiş olduğuna göre, idari makamların yetkisiz olması kural, yetkilis olması ise istisnai niteliktedir. Dolayısıyla idari makamların yetkileri "genel yetki" değil, "istisnai yetki" niteliğindedir.
    c) İdari makamların yetkileri dar yoruma tabidir. İdari makamların yetkileri "istisnai yetki" niteliğinde olduklarına göre, bu makamların yetkileri "dar yoruma" tabi tutulur.
    d) İdare hukukunda yetkiler kamu düzenine ilişkindir.
    e) İdare hukukuknda yetkiler kullanılması zorunlu, vazgeçilmez ve devredilmezler. İdare hukukun alanındaki yetkiler, bu yetkileri kullanacak olan kişilere bir hak olarak değil, kamu yararının gerçekleştirlmesi için br görev olarak tanınmış yetkilerdir. Dolayısıyla kanunun öngördüğü koşulların oluşması durumunda idari makam bu yetkilerini kullanmak zorundadır.
    Aynı şekilde idari makamlar, sahip oldukları yetkilerinden kendi istekleriyle vazgeçemezler ve kanunun açık izni olmaksızın başkalarına devredemezler.
    f) İdare hukukunda yetki sakatlıkları sonradan düzeltilemez. Yetkisiz makamın yaptığı işlem, sonradan yetkili makam tarafından onaylansa bile bu durum, o işlemin sakatlığını ortadan kaldırmaz.

    2- Yetki Kurallarının istisnaları (Yetkisizliği gideren haller)
    İdare hukukunda yetki kuralları içtihat ve doktrin tarafından zamanla yumuşatılımış bunlara bazı istisnalar getirilmiştir. Bu istisnalar;
    - Fiili memur teorisi
    - yetkinin paralelliği ilkesi
    - Yetki devri
    - Vekalet
    - Cari işlemlerin yürütülmesi
    Bu durumlarda normalde yetkisiz olan kişiler yetkil hale gelmektedir.

    a) Fiili memur teorisi:
    aa) Görünüş teorisi. Bir şekilde bir memurun atama işleminde sakatlıklar olmuş olabilir. Hatta memur olmayan bir kişi, bir atama işlemi dahi olmaksızın bir makama yerleşerek br takım işlemler yapmış olabilir. Oysa böyle bir memur yetkisizdir ve yaptığı işlemler sakattır. Fakat bu işlemlerin sakat oldukları kabul edilirse, o kişinin gerçekten yetkilimi/değilmi olduğunu bilmeyen 3. kişiler yaptırdıkları işlemlerden dolayı zarar göreceklerdir. Bu nedenle görünüşte memurların yaptığı işlemlerin geçerli olduğu kabul edilmektedir.
    bb) Zaruriyet hali teorisi. Yeni başlayan bir orman yangınına müdahale eden vatandaşın, veya yolda kaza geçiren yaralıları ambulansı beklemeden kendi aracı ile hastanaye görüten kişinin yaptıkları işlemler, yaptıkları işin kamu yararına yönelik olarak yaptıkları kabul edilir.

    b) Yetkinin Pararelliği ilkesi:
    Bir idari makama ne yetki verilmiş ise, o makamın yetkisi sadece ondan ibarettir. Ancak bu kural "yetkinin pararlelliği" ilkesi ile yumuşatılmıştır.
    Bu ilke, bir işlemin yapılması için yetkili olan makam, kanunda aksine bir hüküm yoksa, o işlemin değiştrilmesi, ilgası veya geri alınması içinde yetkilidir. Örneğin kanun bir memurun atanması için bir makama yetki vermiş fakat bu memurun görevden alınması için susmuşsa, bu memuru görevden alma yetkiside atama yetkisine sahip makama aittir.
    Yetkinn paralelliği ilkesi içtihat yolu ile kabul edildiği için bu ilkenin aksi kanunda öngörülebilir. Eğer kanun bir işlemin değiştirilmesi, ilgası yetkisini başka bir makama vermişse, o işlemi yapan makamın, işlemi değiştirme veya kaldırma yetkisi yoktur.
    Yetkide paralellik ilkesi, ilk işleme ilişkin her işlemin değil, sadece ve sadece ilk işlemin "karşıt işlemi" niteliğinde olan işlemlerin yapılması için geçerlidir. İlk işlemle ilgili ikinci işlem eğer birincinin karşıtı olmayıp başka sebeplerle yapılmış ise burada yetkinin pararlelliği ilkesi uygulanmaz.
    Memur atama işleminin karşıt işlemi "azildir". Şayet ataması yapılan memura devlet memurluğundan çıkartma cezası verilirse bu karşıt işlem değil, başlı başına bir işlemdir.

    İşlemin yapıldığı tarihte yetkili olan idarenin yetkileri kaldırılmış ve bu yetki bir başka makama verilmiş ise bu durumda artık işlemi değiştirmeye, ilga etmeye, işlemi yapan makam değil, yeni kanuna göre yetkili olan makam yetkili olur.

    c) Yetki devri
    d) Vekalet

    e) Cari işlerin yürütülmesi
    İdare hukukunda yetkili kişi, yetkisini yetkili olduğu süre içerisinde kullanabilir. Dolayısıyla görev süresi dolan kişinin yetkiside kendiliğinden sona erer ve bu yetkiler otomatik olarak yerine atanan kişiye geçer.
    Fakat atanan kişi henüz görevine başlamamış ise kamu hizmetlerinin devamlılığı ilkesi nedeni ile yeni atanan kişi göreve başlayıncaya kadar eskisinin yetkilerini bir süre daha kullanmaya devam edeceği kabul edilmektedir. Bununla birlikte, bu şekilde görevde kalan kişilerin yetkilerinin Cari İşlemlerin (Günlük işlerin) yürütülmesiyle sınırlı olduğu içtihat yoluyla kabul edilmiştir.
    Ne varki hangi işlerin "cari iş" hangi işlerin "önemli iş" olduğunun belirlenmesi başlı başına bir meseledir.

    3- Yetki Çeşitleri
    idari kararın özünü oluşturan irade açıklaması bu açıklamayı yapmaya yetkili kişi veya kişiler tarafında yapılmış olmalıdır bu kişi ve kişilere "idari makam" denir. İdari makamların yetkileri
    -Konu
    -Yer
    -Zaman bakımından sınırlıdır.

    A) Konu Bakımından Yetki:
    Bir idari makam hangi konuda karar almaya yetkili ise sadece o kunuda karar alabilmesi durumunu ifade eder. Anayasa ve kanunlar idari makamlara genel bir yetki vermemiştir. Onlara sadece belirli konularda karar alma yetkisi verilmiştir.
    Bir idari makamın anayasa ve kanunlarla yetkili kılınmadığı bir konuda aldığı kararlar "yetkisizlik" ile sakattır.

    B) Yer Bakımından Yetki:
    Bir idari makamın hangi yerde, yani hanfi coğrafi alanda karar almaya yetkili ise orada karar alabilmesi durumunu ifade eder. Anayasa ve kanunlar, bazı idari makamlara karar alma yetkisini sadece belirli coğrafi alanlarla sınırlı olarak kullanılabilecek şeklide vermiştirler.

    1) Merkezi İdarenin Başkent Teşkilatıtında karar almaya yetkili makamların (Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakanlar kurulu) yetkisi yer bakımından sınırlandırılmamıştır. Bu makmların yer bakımından yetkileri bütün ülke düzeyindndir.

    2) Merkezi idarenin taşra teşkilatınındaki makamların (Vali ve Kaymakamların) karar alma yetkisi yer bakımından valiler kendi il, kaymakamlar ise kendi ilçe sınırları içinde karar almaya yetkilidirler.

    3) Mahalli idarelerin yetkileride yer bakımından sınırlıdır. İl Özel İdareleri, Belediye ve Köyler sadece kendi nırıları içinde karar almaya yetkilidirler.

    4) Hizmet yönünden yerinden yönetim kuruluşları yani Kamu Kurumlalarının yetkileri yer bakımından sınırlandırılmamıştır. Bunlar kendi konularında kalmak şartıyla ülkenin her yerinde işlem yapabilirler.

    Bir Valinin komşu ilde çalışan bir görevliye disiplin cezaı vermesi, veya bir belediyenin diğer belediye sınırları içerisindeki bir taşınmazın kamulaştırılmasına karar vermesi durumunda "yetkisizlik" hali vardır.

    D)Zaman Bakımından Yetki:
    Bir idari makamın hangi süre içerisinde karar almaya yetkili ise o sürede karar alabilmesi durumunu ifade eder. Anayasa ve kanunlar, idari mkamların karar alma yetkisini bazen zaman bakımından sınırlandırmışlardır.
    1) Kamu görevlisinin sahip olduğu yetkilerini kullanabilmesi için atanması ve göreve başlamış olması gerekmektedir. Atanmış ama görevine başlalamış bir görevlinin işlemleri "yetkisizdir".
    2) Kamu görvlileri izinli bulundukları süre içerisinde yetkilerini kullanamazlar.
    3) Kamu görevlilerinin yetkisi görevleri bitince yetkileride sona erer.
    4) İl genel meclisi, Belediye meclisi gibi ifari meclislerin çalışmaları kanunla "toplantı dönemleri" olarak sınırlandırılmış ise bunlar, ancak toplantı döneminde karar almaya yetkilidirler.Bu dönemlerin dışında aldıkları kararlar "yetkisizlik" ile sakattır.


    Yetki Unsurunda Sakatlık Halleri.
    İdari işlemin yetki unsurunda çeşitli hukuka aykırılıklar yapılmış olabilir. Yetki kurallarına aykırı olarak yapılmış bir idari işlem yetki unsuur bakımından sakattır. Yetki unusurundaki sakatlığa kısaca "yetkisizlik" ismi verilebilir.

    aa) İdarenin Yasama ve Yargı Alanında işlem yapması(Fonksiyon Gaspı). Kaymakamın boşanma kararı vermesi, Bakanlar Kurulu tarafından çıkartılan bir yönetmelik ile yeni bir vergi koyması idarenin yasama ve yargı alanında işlem yapmasıdır ve "yetkisizlik" vardır.

    bb) Bir idari Makamın Diğer Bir İdari Makamın Alanına Tecavüz Etmesi(Yetki Tecavüzü) Astın üste ait bir yetki kullanması, idari makamın aynı düzeyde yer alan bir başka idari makamın görev alanında işlem yapması "yetki tecavüzüdür". Yetki tecavüzü "konu bakımından yetkisizlik" ve "yer bakımından yetkisizlik" durumlarında ortaya çıkar.

    cc) Yetki Gaspı: İdareye tamamen yabancı veya idare adına irade açıklamaya yetkili olmayan bir kimse tarafından yapılan işlemler durumunda ortaya çıkan yetki sakatlığıdır.

    dd) Ağır ve Bariz Yetki Tecavüzü. Adı üstünde yetki tecavüzüdür. Ancak bu tür yetki tecavüzünde hukuka aykırılık fevkalade ağır ve açıktır. Uzman olmayan bir kimse bile böyle bir işlemin sakat olduğunu derhal anlar. İdari iş bölümü esaslarına tamamaen aykırı şekilde alınan kararlarda ağır ve bariz yetki tecavüzü olduğu söylenir. Bir Bakanın bir başka bakanlıkta çalışan memuru emekliye sevk etmesi işleminde böyle bir sakatlık vardır.
    Konu Ferruh Atalay tarafından (28 Ocak 2016 Saat 00:30 ) değiştirilmiştir.

  7. #7
    Forum Üyesi Ferruh Atalay - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    17 Ağustos 2013
    Yer
    Malatya
    Mesajlar
    922
    - Yetki Unsuru : İdari işlem kim tarafından yapılmıştır. İdari işlemin özünü oluşturan irade, idare adına irade açıklamaya ehil bir kimse tarafındanmı açıklanmıştır? İşlemi yapan kişi bu işlemi yapmaya konu, yer ve zaman itibariyle yetkilimidir. Kısacası, idare işlemin yetki unsuru "işlemin yapıcısı" ile ilgilidir.

    - Şekil Unsuru :
    İdari işlemin özünü oluşturan irade, maddi aleme yansırken hangi biçime bürünmüştür? Bu iradenin işlemin büründüğü maddi biçim (örneğin bir yazı, bir söz, bir hareket), kanunun öngördüğü biçimmidir? Bu iradenin içinde yer aldığı kalıp, bu iradeyi maddi dünyaya taşıyan şey hukuka uygunmudur? Kısacası, idari işlemin "şekil unsuru" işlemin taşıyıcısına ilişkindir.

    - Usul unsuru :
    İdari işlem hangi yollar izlenerek yapılmıştır. İdari işlemin özünü oluşturan iradenin hazırlanması ve açıklanabilmesi için uyulması gereken yollar nelerdir? Bir irade bu yollara uyularakmı açıklanmıştır? Kısacası, idari işlemin usul unsuru, idari işlemin hazırlanmasında ve alınmasında izlenen "yollara" ilişkindir.

    - Sebep Unsuru :
    İdareyi belli bir idari işlem yapmaya, yani belli bir yönde irade açıklamaya sevk eden etkenler, dürtüler nelerdir? Acaba idare hangi maddi veya hukuki olgulara dayanarak işlem tesis edebilir? İdarenin dayandığı bu olgular hukukimidir? Kısacası, idari işlemin sebep unsuru idari işlemden önce gelen ve onun dışında yer alan bir takım "fiili veya hukuki olgulara" ilişkindir.

    - Konu Unsuru :
    İdari işlemin hukuk aleminde doğruduğu sonuç, yani hukuk düzeninde meydana getirdiği değişiklik nedir? Bu sonuç hukuka uygunmudur? Kısacası, idari işlemin konu unsuru, bizatihi bu işlemin kendisi "işlemin içeriği" ile ilgilidir.

    - Amaç unsuru : İdari işlem ile ulaşılmak istenen nihai sonuç nedir? idari işlemi yapan kişi, bu işlemlehangi sonuca ulaşmak istemiştir? Zihninden geçenler nelerdir? Görüldüğü gibi, amaç unsuru işlemin sübjektif unsurudur. İşlemi yapan kişinin "niyetler"i ile alakalıdır.


    Bu başlık altında yazılanların tamamı Sn.Kemal GÖZLER - Sn.Gürsel KAPLAN'ın İdare Hukuk Dersleri isimli kitaptan alınmıştır.
    Konu Ferruh Atalay tarafından (28 Ocak 2016 Saat 00:37 ) değiştirilmiştir.

+ Cevap Ver

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 27
    Son Mesaj: 25 Nisan 2017, 18:23
  2. Çevre Kanununa Göre İdari Para Cezaları
    By Ferruh Atalay in forum İmar / Çevre / Sağlık / Gıda / Doğal Afetler / Toplu Konut
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 19 Ocak 2016, 14:41
  3. İdarî Makam Tanımı
    By Ferruh Atalay in forum Kararlar & Evlendirme vb. Konular
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 20 Ağustos 2015, 14:55
  4. İşçilerin genel Olarak Ücret Unsurları
    By Ferruh Atalay in forum İşçi
    Cevaplar: 18
    Son Mesaj: 07 Ekim 2014, 22:44

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Mesaj Yazma Yetkiniz Var
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0