Kusur: Mevcut bir ödevin yerine getirilmesindeki eksiklik kusurdur. Fakat burada kusurun tanımı değil, teşhişi zordur. Kusurun tanımından ziyade belirli bir şekilde davranan kamu görevlisinin davranışında kusur olup olmadığının anlamak güçtür. Bir kamu görevlisinin belirli bir davranışında kusur olup olmadığına kara vermek için, bu davranışın içinde yer aldığı yer ve zaman koşullarını dikkate almak gerekir.

Hukuka Aykırılık ve Kusur:
aa) İdarenin eylemleri açısından : İdarenin eylemleri ile hukuka aykırılık arasında bir ilişki yoktur. İdarenin eylemleri hukuka uygun veya aykırıda olsa kusurlu olabilir. Örneğin yoldaki bir çukurun onarılma işinin unutulması hukuka aykırı değildir fakat kusur vardır.

bb) İdarenin işlemleri açısından: İdarenin bir işlemi hukuka aykırı ise bu işlem aynı zamanda kusurludur. Yani hukuka aykırılık bir kusur teşkil eder. Ancak istisna olarak bazen mahkemeler, "basit değerlendirme hatası" durumunda hukuka aykırılığın olduğunu kabul etmekte, ama böyle bir durumda "kusur" görmemekte ve dolayısıyla idarenin sorumlu olmadığına karar vermektedirler. Bunun yanında İdari işlem hukuka uygun ise ortada kusur da yoktur. Yani hukuka aykırılığın yokluğu, kusurun yokluğu anlamına gelir. Dolayısıyla idarenin işlemi hukuka uygun ise idarenin kusurlu sorumluluğundan bahsedilemez.


Kişisel Kusur - Hizmet Kusuru

Hizmet kusuru, kamu görevlilerinin "görevlerinin ifasından ayrılamaz nitelikte olan kusurları"dır. Hizmet kusuru genel, kişisel kusur ise istisna niteliğindedir. Dolayısıyla, kişisel kusur olmayan her kusur hizmet kusurudur.

Hizmet kusuru, bir teşkilat olarak idarenin işlediği kusur, kişisel kusur da kamu görevlilerinin işlediği kusur değildir. Bir teşkilatın, bir tüzel kişinin kusur işlemesi mümkün değildir. Hizmet kusuru da kişisel kusur da kamu görevlileri tarafından işlenen bir kusurdur.
Ancak birincisinde (hizmet kusuru), kamu görevlisinin kusurlu davranışı hizmetten ayrılamaz nitelikteyken, ikincisinde(kişisel kusur), kamu görevlisinin kusurlu davranışı hizmetten ayrılabilir niteliktedir.

Kişisel Kusur: Kamu görevlilerinin görevlerinin ifasından ayrılabilir nitelikte olan kusurlardır. Hizmetten ayrılabilir nitelikte olan kusurlar;

1) Kamu görevlisinin görevinin tamamıyla dışında, özel hayatında işlediği kişisel kusurlar(Saf Kişisel Kusur). Bu kusurların hizmetle hiç bir alakası yoktur. Örneğin bir Belediye görevlisinin hafta sonu tatilinde kendi özel aracı ile kaza yapıp kendi aracına hasar vermesi durumunda saf kişisel kuru vardır ve bu kusrdan idare değil ilgili kamu görevlisi sorumludur.

2) Görevin içinde işlenmekle birlikte, fevkalade ağır nitelikteki kişisel kusurlar. 3 durumda kusurun fevkalade ağır olduğu kabul edilmektedir.
aa) Kişisel saiklerle işlenmiş kusurlar: Örneğin bir memurun kendisine emanet edilen bir parayı zimmetine geçirmesi.
bb) Aşırıya kaçan davranışlar: Örneğin bir kamu görevlisininin hakaret veya küfür etmesi, polisin gözaltına aldığı kişiyi dövmesi .
cc) Mazur görülemeyecek hatalar: Örneğin dosyalarla dolu bir ambarda kamu görevlisinin sigara içmesi.

3) Kamu görevlisinin görevi dışında, ama görevi dolayısıyla işlediği kişisel kusurlar: Bu tür kusurlar görevin ifası dışında işlenir ama yinede görvden tamamen kopuk değildir. 2 türlüdür
aa) Hizmetin ifası vesilesiyle işlenen kusur: Belediye çöp kamyonunun çöpleri boşaltmak için normal güzergahınının dışında bir yola girmesi ve bu yolda giderken giderken kaza yapması şoförün kişisel kusurudur.
bb) Hizmetin dışında ama idarenin kamu görevlisine verdiği araçlar sayesinde işlenen kusurlar: Bir polisin hizmet silahını kendi evinde arkadaşlarına göstermesi sırasıdan silahın ateş alıp arkadaşının yaralanması kişisel kusurdur.
Bu kusur hizmetin dışında fakat hizmetten tam olarak kopuk değildir. Zira kusur idarenin vermiş olduğu araçlarla sayesinde mümkün olmaktadır.


Ülkemizde kamu görevlilerinin kişisel kusurundan dolayı, zarar gören kişiye karşı kamu görevlisi değil idare sorumludur. (Anayasamızın 129. maddesi ve 657 sayılı kanunun 13. maddesi) Bu durumda zarar gören kiş açısından tek sorumlu vardır oda idaredir.

Rücu Davası:
Kişisel kusur halinde, zarar gören kişi, idareye karşı idari yargıda tam yargı davası açarak idare, kamu görevlisinin vermiş olduğu zararı ödemek zorunda kalmış olabilir. Bu durumda, idare ödediği tazminatı kamu görevlisine yansıtmak zorundadır. Buda rücu davası ile gerçekleşir.
Ülkemizde idarenin kamu görevisne karşı rücu etmesini hem Anayasamızın 129. hemde 657 sayılı kanunun 13. maddesi öngörmektedir.

Rücu davasıdan uygulanacak hukuk: İdarenin kamu görevlisine rücusu, özel hukuk hükümlerine göre olur. (657 sayılı kanun madde 13. "kurumun genel hükümlere göre sorumlu personele rücü......." buradaki "genel hükümler"den kastedilen özel hukuktur)
İdare ödediği tazminatı personelden cebri icra yetkisi ile tahsil edemez.(Örneğin maaşından kesinti yapamaz) İdare, kamu görevlisine karşı özel hukuk hükümlerine göre adliye mahkemelerinde rücu davası açması gerekir.


Yukarıdaki açıklamalar sn. Kemal Gözler ve sn. Gürsel Kaplan'ın İdare hukuku isimli kitabından alınmıştır