Makale "Lebib Yalkın mevzuat dergisi"'nden alınmıştır.


KAMU YARARINA ÇALIŞAN DERNEKLER VE SORUMLULUKLARI

Kenan AKBULUT
Defterdarlık Uzmanı


Özet

Kamu yararı statüsü; devlet-sivil toplum ilişkisinde belirleyici aktif bir müessese ve sivil toplumun desteklenmesi açısından oldukça önemli bir unsurdur. Devlet, kamu yararı statüsü ile sivil toplum kuruluşlarına tanıyacağı ayrıcalıklarla bir anlamda sivil toplum kuruluşları ile olan ilişkisinin sınırlarını ve içeriğini de şekillendirmiş olmaktadır. Bu bağlamda, kamu yönetimimiz içerisinde kamu yararına çalışan derneklerin önemli bir görev icra ettikleri söylenebilir.

Dolayısıyla, kamu yararına çalışan derneklere sağlanan ayrıcalıkların bilinmesi hem bu alanda faaliyet gösterenler hem de toplumun diğer tüm katmanları açısından oldukça önemlidir.

Anahtar Kelimeler: Kamu yararı, dernek, sorumluluk, muafiyet.

1. Giriş

Dernekler, gerçek veya tüzel en az yedi kişinin kazanç paylaşma dışında belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kişi topluluklarıdır. "Kişinin ve toplumun huzur ve refahını sağlamak" şeklinde tanımlanan kamu yararı kavramı, kamu yararına çalışan dernekler ifadesi ile 5253 sayılı Dernekler Kanunu'nda yer bulmuştur. Bununla birlikte, Dernekler Yönetmeliğinde de kamu yararına çalışan derneklere yer verilmiştir.

Çalışmamızda kamu yararına çalışan dernekler hakkında mevcut yasal düzenlemeler kapsamında bilgi verildikten sonra bu derneklerin vergisel sorumlulukları, muaf oldukları harçlar, ödemeler, katılım payları ve benzeri durumlar hakkında gerekli açıklamalar yapılacaktır.

2.Kamuya Yararlı Dernek Statüsü

Kamu hizmetleri Devletin asli görevleri arasında yer alan ve herkesin yararlanmasına açık bulunan hizmetlerdir. Buna göre, bir derneğin kamuya yararlı derneklerden sayılabilmesi için derneğin amacının ve amacı gerçekleştirmek için giriştiği faaliyetlerin belli bir zümreye ve yöreye değil, bütün vatandaşlara ve ülkeye yarar getirecek nitelikte olması gerekmektedir.

Dernekler Kanunu'na göre, bir derneğin kamu yararına çalışan derneklerden sayılabilmesi için;

Derneğin en az bir yıldan beri faaliyette bulunması,

Derneğin amacı ve bu amacı gerçekleştirmek için giriştiği faaliyetlerin topluma yararlı sonuçlar verecek nitelikte ve ölçüde olması,

gerekir.

Dernekler Yönetmeliğine göre kamu yararına çalışan derneklerden sayılmak için derneğin;

a) En az bir yıldan beri faaliyette bulunması,

b) Son bir yıl içindeki, 2005 yılı için belirlenen tutar olan 50.000.- YTL'sını geçen alım ve satım işlemlerinin rekabet koşullarına uygun yapılması,

c) Amacı ve gerçekleştirdiği faaliyetlerin, üyelerinin dışında yerel veya ulusal düzeyde toplumun ihtiyaç ve sorunlarına yönelik çözümler üretecek ve toplumsal gelişmeye katkı sağlayacak nitelikte olması,

d) Yıl içinde elde ettiği gelirin en az yarısının bu amaçla harcanması,

e) Sahip olduğu mal varlığının ve yıllık gelirinin tüzüğünde belirtilen amacı gerçekleştirecek düzeyde olması,

gerekir.

Kamu yararına çalışan dernekler, ilgili bakanlıkların ve Maliye Bakanlığının görüşü üzerine, İçişleri Bakanlığının teklifi ve Bakanlar Kurulu kararı ile tespit edilir.

Anılan Yönetmeliğin 50'nci maddesine göre kamu yararına çalışan derneklerden sayılmak isteyen dernekler, aşağıda belirtilen ekler ile birlikte başvurularını mülki idare amirliğine yaparlar;

a) Derneğin kamu yararı yönünden; faaliyeti, yaptığı hizmetler ve gelecekte yapılması düşünülen işler hakkındaki raporu,

b) Derneğin taşınır ve taşınmaz mallarının listesi,

c) Kamu yararına çalışan derneklerden sayılması için yönetim kurulunun aldığı karar örneği.

Ayrıca kamu yararına çalışan derneklerden sayılma istekleri, valilik görüşü ile birlikte bir ay içinde İçişleri Bakanlığına gönderilir. Valilik görüşünde derneğin amacının ve faaliyetlerinin topluma yararlı sonuçlar verecek nitelikte ve ölçüde olup olmadığı ve kamu yararına çalışan derneklerden sayılıp sayılamayacağı açıkça belirtilir. İlgili bakanlıkların ve Maliye Bakanlığının da görüşü alındıktan sonra, Bakanlığın teklifi ve Bakanlar Kurulu kararı ile dernek, kamu yararına çalışan derneklerden sayılır. Kamu yararına çalışan derneklerden sayılmaya ilişkin karar İçişleri Bakanlığınca ilgili valiliğe bildirilir ve valilik tarafından başvuru sahiplerine bilgi verilir. Başvurusu reddedilenler buna ilişkin gerekçe ile birlikte ilgili valiliğe bildirilir ve valilik tarafından başvuru sahiplerine bilgi verilir.

Nihayetinde, kamu yararına çalışan derneklerin, denetimler sonunda bu niteliklerini kaybettiği anlaşılırsa; Maliye Bakanlığının ve varsa ilgili bakanlıkların görüşü alınarak, İçişleri Bakanlığının teklifi ve Bakanlar Kurulu kararıyla haklarında alınan kamu yararına çalışan derneklerden sayılma kararı iptal edilir. Sonuç, İçişleri Bakanlığınca ilgili valiliğe bildirilir ve valilik tarafından da ilgili derneğe bilgi verilir.

Devlet Teşkilatı Bilgi Bankasından alınan verilere göre, hâlihazırda 428 adet kamu yararına çalışan derneğimiz bulunmaktadır.



3.Kamu Yararında Çalışan Derneklerin Vergisel Sorumluluk ve Muafiyetleri

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 1'inci maddesinde, dernek ve vakıflar kurumlar vergisi mükellefleri arasında sayılmamakla birlikte, aynı maddenin birinci fıkrasının (ç) bendi ile dernek veya vakıflara ait iktisadi işletmeler vergi mükellefiyeti kapsamına alınmış olup, Kanunun 2'nci maddesinin beşinci fıkrasında da dernek veya vakıflara ait veya tabi olup faaliyetleri devamlı bulunan sermaye şirketi ve kooperatif statüsünde bulunmayan ticari, sınai ve zirai işletmelerin iktisadi işletme olduğu; altıncı fıkrasında ise dernek veya vakıflara ait iktisadi işletmelerin kazanç amacı gütmemeleri, faaliyetlerinin kanunla verilmiş görevler arasında bulunması, tüzel kişiliklerinin olmaması, bağımsız muhasebelerinin ve kendilerine ayrılmış sermayelerinin veya işyerlerinin bulunmamasının mükellefiyetlerini etkilemeyeceği; mal veya hizmet bedelinin sadece maliyeti karşılayacak kadar olması, kar edilmemesi veya karın kuruluş amaçlarına tahsis edilmesinin bunların iktisadi işletme niteliğini değiştirmeyeceği hüküm altına alınmıştır.

03.04.2007 tarih ve 26482 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin (2.4) bölümünde iktisadi işletmenin belirgin özelliklerine yer verilmiştir.

İktisadi işletmenin belirgin özellikleri bağlılık, devamlılık ve faaliyetin ticari, sınai veya zirai bir mahiyet arz etmesidir. Diğer bir anlatımla iktisadi işletmenin unsurları, ticari faaliyetin de temel özelliklerinden olan, bir organizasyona bağlı olarak piyasa ekonomisi içerisinde bedel karşılığı mal alım-satımı, imalatı veya hizmet ifaları gibi faaliyetlerdir. Kanun, bu gibi halleri tek tek saymak yerine piyasa ekonomisi içerisinde icra edilen tüm iktisadi faaliyetleri kapsama almıştır. Anılan bölümde, iktisadi işletmenin tanımı içinde yer alan ve devamlı olarak yapılan ticari, sınai veya zirai faaliyetten söz edebilmek için bu işletmenin tedavül ekonomisine katılması, başka bir ifadeyle işletmede üretilen malların veya verilen hizmetlerin bir bedel karşılığı satılmış olması gerektiği, aksi halde diğer unsurlar var olsa dahi bir iktisadi işletmenin varlığından söz edilemeyeceği ifade edilmiştir.

Dernekler, tüzel kişilikleri itibariyle kurumlar mükellefi olmamakla birlikte derneklere ait iktisadi işletmeler kurumlar vergisi mükellefi olup vergisel yükümlülüklerini yerine getirmek zorundadırlar.

Öte yandan, 3065 sayılı KDV Kanununun;

(1/1) maddesinde, Türkiye'de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin KDV'ye tabi olduğu,

(1/3-g) maddesinde, genel ve katma bütçeli idarelere, il özel idarelerine, belediyeler ve köyler ile bunların teşkil ettikleri birliklere, üniversitelere, dernek ve vakıflara, her türlü mesleki kuruluşlara ait veya tabi olan veyahut bunlar tarafından kurulan veya işletilen müesseseler ile döner sermayeli kuruluşların veya bunlara ait veya tabi diğer müesseselerin ticari, sınai, zirai ve mesleki nitelikteki teslim ve hizmetlerinin KDV'ye tabi olduğu,

(17/1) maddesinde, genel ve katma bütçeli daireler, il özel idareleri, belediyeler, köyler, bunların teşkil ettikleri birlikler, üniversiteler, döner sermayeli kuruluşlar, kanunla kurulan kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, siyasi parti ve sendikalar, kanunla kurulan veya tüzel kişiliği haiz emekli ve yardım sandıkları, kamu menfaatine yararlı dernekler, tarımsal amaçlı kooperatifler ve Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıfların; ilim, fen ve güzel sanatları, tarımı yaymak, ıslah ve teşvik etmek amacıyla yaptıkları teslim ve hizmetleri ile tiyatro, konser salonu, kütüphane, sergi, okuma ve konferans salonları ile spor tesisleri işletmek veya yönetmek suretiyle ifa ettikleri kültür ve eğitim faaliyetlerine ilişkin teslim ve hizmetlerinin KDV'den istisna olduğu,

(17/2-b) maddesinde, yukarıda sayılanlara bedelsiz olarak yapılacak teslim ve hizmetlerin KDV'den istisna olduğu,

hükme bağlanmıştır.

Buna göre, kamu menfaatine yararlı dernek statüsünde bulunan derneklere bedelsiz olarak yapılan teslim ve hizmetler Kanunun (17/2-b) maddesine göre KDV'den istisna olacaktır. Ancak, bu derneklere bedeli mukabilinde yapılacak mal teslimleri ve hizmet ifaları genel hükümler çerçevesinde KDV'ye tabi tutulacaktır.

Ayrıca, 488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 1'inci maddesinde, bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtların damga vergisine tabi olduğu; 3'üncü maddesinde, damga vergisinin mükellefinin kağıtları imza edenler olduğu, resmi dairelerle kişiler arasındaki işlemlere ait kağıtların damga vergisini kişilerin ödeyeceği; 9'uncu maddesinde, bu Kanuna ekli (2) sayılı tabloda yazılı kağıtların damga vergisinden müstesna olduğu; 24' üncü maddesinin ikinci fıkrasında, birden fazla kişi tarafından imza edilen kağıtlara ait vergi ve cezanın tamamından imza edenlerin müteselsilen sorumlu olduğu, bunlar arasında vergiden müstesna olanların bulunmasının damga vergisinin noksan ödenmesinin gerektirmeyeceği, damga vergisinden muaf kuruluşlarca kişilerin (1) sayılı tabloda yer alan işlemleri ile ilgili olarak düzenlenen ve sadece bu kurumların imzasını taşıyan kağıtlara ait verginin tamamının kişiler tarafından ödeneceği ancak bu kağıtlara ait verginin hiç ödenmemesi veya noksan ödenmesi halinde vergi ve cezanın tamamından kişilerle birlikte kurumların müteselsilen sorumlu olacağı hükümlerine yer verilmiştir.

Aynı Kanuna ekli (2) sayılı tablonun "V- Kurumlarla ilgili Kağıtlar" başlıklı bölümünün 17 numaralı fıkrasında, genel menfaatlere yararlı derneklerin her türlü işlemlerinde düzenlenen ve damga vergisi bu teşekküller tarafından ödenmesi gereken kağıtların damga vergisinden müstesna olduğu belirtilmiştir.

Öte yandan, 5253 sayılı Dernekler Kanununun 27'nci maddesinin birinci fıkrasında, kamu yararına çalışan derneklerin, ilgili bakanlıkların ve Maliye Bakanlığının görüşü üzerine, İçişleri Bakanlığının teklifi ve Bakanlar Kurulu kararıyla tespit edileceği hüküm altına alınmıştır.

Buna göre, 20.12.1991 tarihli ve 91/2557 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kamuya yararlı derneklerin düzenlendiği ve damga vergisi ödenmesi gereken kâğıtlardan dolayı bu derneklerin damga vergisinden muaf tutulması, dernekler ile vergi muafiyeti bulunmayan kişiler arasında düzenlenen kağıtlara ait damga vergisinin ise kişiler tarafından ödenmesi gerekmektedir. Ancak bu kâğıtlara ait verginin ödenmemesi veya noksan ödenmesi halinde Damga Vergisi Kanununun 24'üncü maddesi hükmü uyarınca söz konusu verginin ödenmesi bakımından kamuya yararlı derneklerin müteselsil sorumluluğu bulunmaktadır.

Diğer taraftan, kamuya yararlı derneklere bağlı iktisadi işletmeler, 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa ekli (2) sayılı tablonun V/17 fıkrasındaki düzenleme kapsamında bulunmadığından, söz konusu işletmeler tarafından düzenlenecek kâğıtların damga vergisine tabi tutulması gerekmektedir.

Bununla beraber, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununun Ek 1'inci maddesinin birinci fıkrası ile belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde yapılan her türlü bina inşaatı (ilave ve tadiller dâhil), inşaat veya tadilat ruhsatının alınmasında Ek 6'ncı maddesinde yer alan tarifede gösterilen nispet ve hadlerde bina inşaat harcına tabi tutulacağı; Ek 2'nci maddesinin (c) fıkrasında; her türlü fabrika, değirmen, sınai nitelikteki imalathaneler ve tersaneler, organize sanayi bölgelerinde yapılan her türlü bina inşaatı ile sera ve benzeri örtü altı tarım yapılan tesisler, ahır, samanlık, kümes, su ürünleri ve hayvan barınağı ile yemlik gibi yapı ve tesis inşaatının bina inşaat harcından istisna olduğu; 80'inci maddesinin (f) fıkrasında da, belediyece, imar mevzuatı gereğince yapı kullanma izni verilmesi işlemi nedeniyle yapı kullanma izni harcının tahsil edileceği; aynı maddenin son fıkrasında ise, organize sanayi bölgeleri ile sanayi ve küçük sanat sitelerinde yapılan yapı ve tesislerin bina inşaat harcı ve yapı kullanma izni harcından müstesna olduğu hüküm altına alınmıştır.

Diğer taraftan aynı Kanunun 86'ncı maddesinde, belediyelerce veya belediyelere bağlı müesseselerce inşa, tamir ve genişletilmeye tabi tutulan yolların iki tarafında bulunan veya başka bir yola çıkış olmaması dolayısıyla bu yoldan yararlanan gayrimenkullerin sahiplerinden hangi şekillerde yol harcamalarına katılma payı alınacağı, Kanunun 87'nci maddesinde ise, yine belediyelerce veya belediyelere bağlı müesseselerce, kanalizasyon tesisi yapılması halinde, bunlardan faydalanan gayrimenkullerin sahiplerinden, hangi şekillerde kanalizasyon harcamalarına katılma payı alınacağı hükme bağlanmıştır.

Öte yandan, aynı Kanunun 90'ıncı maddesinde;

"Yol Harcamalarına Katılma Payı, bu hizmetin yapıldığı yollardan faydalanan, Su tesisleri ile Kanalizasyon Harcamalarına Katılma Payları ise hizmetten faydalanma şekillerine göre ilgili gayrimenkul sahipleri arasında ve 89 uncu maddeye göre hesaplanan katılma payları toplamının ilgili gayrimenkullerin vergi değerleri toplamına oranlanarak dağıtılması suretiyle hesaplanıp tahakkuk ettirilir. Şu kadar ki, ibadet yerleri hakkında harcamalara katılma payı tahakkuku yapılmaz."

hükmüne yer verilmiştir.

Buna göre, Belediye Gelirleri Kanununda sadece ibadet yerlerinden harcamalara katılma payı alınmayacağı hususu düzenlenmiş olup, Kamu Yararına Çalışan Derneklerin bina inşaat harcı, yapı kullanma izin harcı, yol ve kanalizasyon harcamalarına katılma payından muaf tutulmasına yönelik bir hüküm yer almaması nedeniyle, harç ve katılma paylarının iş bu dernekler tarafından ödenmesi gerekmektedir.

Bununla birlikte, 492 sayılı Harçlar Kanununun harçtan müstesna tutulan işlemler başlıklı 59'uncu maddesinde, harç istisnasına ilişkin hükümlere yer verilmiştir.

Mezkûr Kanunun 59/b maddesinde ise, kamu menfaatlerine yararlı dernekler ile Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıfların iktisap edecekleri gayrimenkullerin ve sair ayni hakların tescilleri ve şerhi gerektiren işlemleriyle bu dernek ve vakıflara ait tesislerin ve bu tesislerin sonradan iktisap edecekleri gayrimenkullerin ve sair ayni hakların tescilleri ve şerhi gerektiren işlemleri ve bunların terkinlerinin harçtan müstesna tutulacağı hükme bağlanmıştır.

Buna göre, 492 sayılı Harçlar Kanununun 59/b maddesi gereğince, Bakanlar Kurulunca kamu menfaatine yararlı dernek kapsamında bulunan derneklerden, tapuya tescili işlemleri için tapu harcı aranılmaması gerekmektedir.

Son olarak, Emlak Vergisi Kanunu'nun 4/e ve 14/c maddeleri gereğince kiraya verilmemeleri ve Kurumlar Vergisi'ne tabi işletmelere ait olmamaları veya bunlara tahsis edilmiş bulunmamaları şartlarıyla, kamuya yararlı derneklere ait bina ve araziler emlak vergisinden daimi olarak muaf tutulmuştur.



4. Sonuç

Bir derneğin kamuya yararlı dernek sayılabilmesi için, ilgili bakanlıkların ve Maliye Bakanlığının görüşü üzerine İçişleri Bakanlığının teklifi ve Bakanlar Kurulunun bu yönde karar vermesi gerekmektedir.

Dernekler, tüzel kişilikleri itibariyle kurumlar mükellefi olmamakla birlikte derneklere ait iktisadi işletmeler kurumlar vergisi mükellefi olup vergisel yükümlülüklerini yerine getirmek zorundadırlar. Kamu menfaatine yararlı dernek statüsünde bulunan derneklere bedelsiz olarak yapılan teslim ve hizmetler Kanunun (17/2-b) maddesine göre KDV'den istisna olacaktır. Ancak, bu derneklere bedeli mukabilinde yapılacak mal teslimleri ve hizmet ifaları genel hükümler çerçevesinde KDV'ye tabi tutulacaktır.

Ayrıca damga vergisi ödenmesi gereken kâğıtlardan dolayı bu derneklerin damga vergisinden muaf tutulması, dernekler ile vergi muafiyeti bulunmayan kişiler arasında düzenlenen kâğıtlara ait damga vergisinin ise kişiler tarafından ödenmesi gerekmektedir. Ancak bu kâğıtlara ait verginin ödenmemesi veya noksan ödenmesi halinde Damga Vergisi Kanununun 24'üncü maddesi hükmü uyarınca söz konusu verginin ödenmesi bakımından kamuya yararlı derneklerin müteselsil sorumluluğu bulunmaktadır. Diğer taraftan, kamuya yararlı derneklere bağlı iktisadi işletmeler, 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa ekli (2) sayılı tablonun V/17 fıkrasındaki düzenleme kapsamında bulunmadığından, söz konusu işletmeler tarafından düzenlenecek kâğıtların damga vergisine tabi tutulması gerekmektedir.

Belediye Gelirleri Kanununda ise sadece ibadet yerlerinden harcamalara katılma payı alınmayacağı hususu düzenlenmiş olup, Kamu Yararına Çalışan Derneklerin bina inşaat harcı, yapı kullanma izin harcı, yol ve kanalizasyon harcamalarına katılma payından muaf tutulmasına yönelik bir hüküm yer almaması nedeniyle, harç ve katılma paylarının iş bu dernekler tarafından ödenmesi gerekmektedir.

Son olarak, 492 sayılı Harçlar Kanununun 59/b maddesi gereğince, Bakanlar Kurulunca kamu menfaatine yararlı dernek kapsamında bulunan derneklerden, tapuya tescili işlemleri için tapu harcı aranılmaması gerekmektedir.

Kaynakça

- 5253 sayılı Dernekler Kanunu

- 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu

- 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu

- 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu

- 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu

- 492 sayılı Harçlar Kanunu

- 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu

- Dernekler Yönetmeliği